“Tanık gösterme şekli” başlıklı HMK’nın 240. Maddesi incelendiğinde 2. Fıkrada “Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.”  denilerek açık bir şekilde tanık listesi sunulmuş ise tanık listesinde yer almayan kişilerin tanık olarak dinlenemeyeceği belirtilmiştir.

HMK 243/1 maddesinde ise “Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.” denilerek tanık listesinin hiç sunulmamış olması halinde tarafların duruşma günü hazır bulundurularak tanık dinletebileceğine ilişkin istisnai hükmü getirmiştir. Bu madde tek başına yorumlandığında HMK 243/1’deki “liste verilmemiş olsa dahi taraf” ifadesi, listede bulunmayan tanığın da dinlenebileceği gibi bir anlam oluştursa da  HMK 240/2 bunun önüne geçiyor.

Özetle bu iki madde göz önüne alındığında; Esas olan tanık listesi sunularak tanıkların bildirilmesinin olduğu ve tanık listesinde yer almayan kişilerin dinlenemeyeceği ancak taraf hiç tanık listesi sunmamış ise duruşma gününde hazır bulundurularak tanığını dinletebileceği sonuçlarına ulaşılacaktır. Yani eğer taraf, tanık listesi hiç sunmamış ise (dava veya cevap dilekçesinde belirtmek kaydıyla) duruşmada hazır bulundurarak tanık dinletmesi mümkündür ancak eğer bir tanık listesi verilmiş ise o tanık listesinde yer almayan kişiler tanık olarak dinlenemez.

Aynı yönde ;

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2019/2939 K. 2019/8741 T. 16.9.2019

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, ortak çocuk Azra’nın velayeti, ortak çocuk lehine hükmedilen nafakalar, reddedilen maddi ve manevi tazminat istekleri yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve ortak çocuk lehine hükmedilen nafakanın miktarı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 16.09.2019 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı … vekili Av. … ve karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı … ile vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: 1-) Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı-karşı davacı kadının tüm, davacı-karşı davalı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-) Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiştir. Mahkemece ortak çocuk Atalay’m velayet hususunda görüşlerine başvurulmak üzere hazır edilmesine karar verilmiş, ortak çocuk mahkemede hazır edilmiş, velayete ilişkin görüşlerinin yanında tanık olarak da beyanda bulunmuştur. Ne var ki taraflarca dava dilekçesinde ve tanık listesinde, ortak çocuk tanık olarak bildirilmemiştir. HMK’nın 240/2. maddesinde tanık gösterme şekli düzenlenmiş ve “Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıklarınadı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir tanık listesi verilemez.” hükmüne yer vermiştir. Bu duruma göre taraflarca hazırlanma ilkesinin uygulanacağı davalarda, listede de gösterilmemiş kimseler tanık olarak dinlenemeyecektir. Mahkemece bu husus gözetilmeden ortak çocuk Atalay’ın beyanının hükme esas alınması doğru olmamıştır. Ancak toplanan diğer delillerle davalı-karşı davacı kadının sadakat yükümlüğüne aykırı davrandığı, davacı-karşı davalı erkeğin de kadına ve kadının kardeşine yönelik tehdit fiilinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı kadının, erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabülü gerekir. Hal böyle iken tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-karşı davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi (TMK m. 174/1-2) doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 2.037 TL vekalet ücretinin Sema’dan alınıp Tuğrul’a verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Sema’ya yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 218.00 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Tuğrul V.’a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.