Kira ve Gayrimenkul Hukuku
Kira ve gayrimenkul hukuku; kira sözleşmeleri, tahliye davaları, kira bedelinin tespiti ve uyarlanması, kiralananın kullanımı, taşınmaz mülkiyeti, tapu iptal ve tescil davaları, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti uyuşmazlıkları ve taşınmazlardan kaynaklanan diğer hukuki süreçleri kapsayan geniş bir özel hukuk alanıdır.
Sakarya merkezli olarak faaliyet gösteren Balkan & Yeşilçimen Avukatlık Bürosu, kira ve gayrimenkul hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda taşınmazın niteliğini, kira ilişkisinin kapsamını, tarafların taleplerini, sözleşme hükümlerini, tapu kayıtlarını, ödeme belgelerini ve mevcut delil durumunu birlikte değerlendirerek hukuki destek sunmayı amaçlar.
Bu alandaki uyuşmazlıklar yalnızca taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiyi değil; mülkiyet hakkını, barınma ihtiyacını, ticari faaliyetleri, yatırım değerini ve taşınmazdan fiilen yararlanma imkanını da doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle Sakarya’daki konut, işyeri, arsa, tarla, apartman, site ve ticari taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda sürecin somut olayın özelliklerine göre dikkatli şekilde yürütülmesi önem taşır.
Kira Sözleşmeleri
Kira sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu m. 299’da; kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kira bedeli ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle kira ilişkisinde temel unsurlar; kiralananın kullanıma bırakılması, kira bedeli ve taraflar arasındaki sözleşmesel bağdır.
Kira sözleşmeleri yazılı şekilde yapılabileceği gibi sözlü olarak da kurulabilir. Ancak uygulamada kira bedeli, ödeme tarihi, depozito, aidat, kullanım amacı, tahliye taahhüdü, artış oranı, kiralananın teslim durumu ve sözleşme süresi gibi hususların yazılı şekilde belirlenmesi uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önemlidir.
Sakarya’da konut ve işyeri kiralarında sık karşılaşılan sorunlar arasında kira bedelinin ödenmemesi, kiralananın hor kullanılması, tahliye taahhüdüne dayalı tahliye, ihtiyaç nedeniyle tahliye, kira artış oranı, depozito iadesi ve aidat borçları yer almaktadır.
Kiraya Veren ve Kiracının Yükümlülükleri
Kira ilişkisinde tarafların karşılıklı borçları bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu m. 301 uyarınca kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Bu nedenle kiralanandaki ayıplar, bakım-onarım sorunları, kullanım engelleri ve teslim durumu uyuşmazlık halinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Kiracı ise kira bedelini ödeme, kiralananı sözleşmeye uygun kullanma, komşulara ve çevreye saygılı davranma, kiralanana zarar vermeme ve sözleşme sonunda kiralananı geri verme yükümlülüğü altındadır. Kira bedelinin ödenmemesi, aidat borçları, kiralananın amacı dışında kullanılması veya taşınmaza zarar verilmesi halinde kiraya veren bakımından hukuki başvuru yolları gündeme gelebilir.
Tahliye Davaları
Kira hukukunda tahliye davaları, konut ve çatılı işyeri kiralarında en sık karşılaşılan uyuşmazlık türlerinden biridir. Türk Borçlar Kanunu m. 347 uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzamış sayılır. Kiraya veren, kural olarak yalnızca sözleşme süresinin bitmesine dayanarak kira ilişkisini sona erdiremez.
Kiraya veren bakımından tahliye talebi; ihtiyaç, yeniden inşa ve imar, yeni malikin ihtiyacı, tahliye taahhüdü, kira bedelinin ödenmemesi, iki haklı ihtar veya kiracının aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli konutunun bulunması gibi kanunda düzenlenen sebeplere dayanabilir. Bu nedenle tahliye sürecinde hangi sebebe dayanıldığı, sürelere uyulup uyulmadığı ve delillerin yeterli olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye taleplerinde Türk Borçlar Kanunu m. 350 ve devamı hükümleri önem taşır. Kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı bulunması halinde dava yoluyla tahliye talep edilebilir. Ancak ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Tahliye Taahhüdü
Tahliye taahhüdü, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği belgedir. Türk Borçlar Kanunu m. 352 kapsamında tahliye taahhüdüne dayalı tahliye talep edilebilmesi için taahhüdün yazılı olması, kiralananın tesliminden sonra verilmesi ve tahliye tarihinin belirli olması gerekir.
Uygulamada tahliye taahhütlerinde en çok tartışılan hususlar; taahhüdün kira sözleşmesiyle aynı tarihte alınıp alınmadığı, boş olarak imzalatılıp imzalatılmadığı, tarihlerin sonradan doldurulup doldurulmadığı ve kiracının gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığıdır. Bu nedenle tahliye taahhüdüne dayalı uyuşmazlıklarda belge tarihi, sözleşme tarihi, teslim tarihi, imza durumu ve tarafların beyanları birlikte değerlendirilmelidir.
Kira Bedelinin Tespiti ve Uyarlanması
Kira bedelinin belirlenmesi ve artırılması, konut ve işyeri kiralarında önemli uyuşmazlık alanlarından biridir. Türk Borçlar Kanunu m. 344, yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaların sınırlarını düzenlemektedir. Kira artış oranı, TÜFE sınırı, sözleşme hükümleri, beş yıldan uzun süreli kira ilişkileri ve emsal kira bedelleri bu kapsamda önem taşır.
Kira tespit davalarında mahkeme; kira sözleşmesinin süresini, taşınmazın konumunu, niteliğini, kullanım amacını, emsal kira bedellerini ve hakkaniyet ilkelerini birlikte değerlendirir. Özellikle uzun süredir devam eden kira ilişkilerinde, mevcut kira bedeli ile güncel piyasa koşulları arasında ciddi fark oluşması halinde kira tespit davası gündeme gelebilir.
Kira uyarlama davaları ise olağanüstü koşullar nedeniyle sözleşme dengesinin taraflardan biri aleyhine ciddi şekilde bozulduğu durumlarda gündeme gelebilir. Bu tür taleplerde yalnızca kira bedelinin düşük veya yüksek kalması yeterli olmayıp, sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan öngörülemez değişikliklerin kira ilişkisine etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Kira Alacağı ve İcra Takibi
Kira bedelinin ödenmemesi halinde kiraya veren, kira alacağının tahsili için icra takibi başlatabilir. Kira alacağına ilişkin takiplerde kira sözleşmesi, ödeme belgeleri, banka dekontları, ihtarnameler ve taraflar arasındaki yazışmalar önem taşır.
Kira bedelinin ödenmemesi, yalnızca alacak takibi bakımından değil, belirli şartların oluşması halinde tahliye süreci bakımından da sonuç doğurabilir. Özellikle kira borcunun süresinde ödenmemesi, iki haklı ihtar oluşması veya ödeme emrine rağmen borcun ödenmemesi gibi hallerde tahliye talepleri gündeme gelebilir.
Sakarya’da konut ve işyeri kiralarına ilişkin uyuşmazlıklarda, kira alacağı ile tahliye talebinin hangi hukuki yolla takip edileceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Taşınmaz Mülkiyeti ve Elatmanın Önlenmesi
Taşınmaz mülkiyeti, Türk Medeni Kanunu kapsamında korunan temel ayni haklardan biridir. TMK m. 683 uyarınca malik, hukuk düzeninin sınırları içinde mülkiyet konusu eşya üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı istihkak davası açabileceği gibi, haksız elatmanın önlenmesini de talep edebilir.
Elatmanın önlenmesi davaları; taşınmaza izinsiz müdahale, komşuluk hukukuna aykırı kullanım, taşınmazın haksız işgali, sınır ihlali, ortak alanların izinsiz kullanımı veya malik tarafından kullanıma engel olunması gibi durumlarda gündeme gelebilir. Bu tür davalarda tapu kaydı, kadastro bilgileri, keşif, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve fiili kullanım durumu önemlidir.
Tapu İptal ve Tescil Davaları
Tapu iptal ve tescil davaları, tapu kaydının gerçeğe veya hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılan önemli taşınmaz davalarındandır. Satış, bağış, miras, vekaletin kötüye kullanılması, muris muvazaası, ehliyetsizlik, hata, hile, korkutma veya yolsuz tescil gibi farklı sebeplerle tapu iptal ve tescil talebi gündeme gelebilir.
Bu davalarda yalnızca tapu kaydı değil; işlemin yapıldığı tarih, tarafların iradesi, ödeme durumu, vekalet ilişkisi, mirasçılık durumu, taşınmazın gerçek değeri, tanık beyanları ve diğer deliller birlikte değerlendirilir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili olduğundan, Sakarya’daki taşınmazlara ilişkin ayni hak uyuşmazlıklarında yetki değerlendirmesi ayrıca önem taşır.
Ortaklığın Giderilmesi Davaları
Ortaklığın giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlarda ortaklığın sona erdirilmesi amacıyla açılan davalardır. Türk Medeni Kanunu m. 688 ve devamında paylı mülkiyet; m. 701 ve devamında ise elbirliği mülkiyeti düzenlenmiştir. TMK m. 698 uyarınca paydaşlardan her biri, hukuki bir işlem veya taşınmazın sürekli bir amaca özgülenmesi nedeniyle paylaşmayı isteme hakkı sınırlandırılmadıkça, malın paylaşılmasını isteyebilir.
Ortaklığın giderilmesi davalarında paylaşmanın aynen taksim yoluyla mı yoksa satış yoluyla mı yapılacağı somut taşınmazın niteliğine göre belirlenir. Arsa, tarla, konut, işyeri veya miras kalan taşınmazlarda paydaş sayısı, taşınmazın bölünebilirliği, imar durumu, ekonomik değeri ve tarafların talepleri dikkate alınır.
Sakarya’daki miras kalan taşınmazlar, hisseli arsalar, tarım arazileri ve aileden kalan gayrimenkuller bakımından ortaklığın giderilmesi davaları uygulamada sıkça gündeme gelmektedir. Bu süreçlerde tapu kayıtlarının, mirasçılık belgelerinin, imar durumunun ve pay oranlarının doğru incelenmesi gerekir.
Kat Mülkiyeti ve Apartman/Site Uyuşmazlıkları
Kat mülkiyeti hukukunda apartman ve site yaşamından kaynaklanan yönetim, ortak gider, aidat, ortak alan kullanımı, yönetim planı, kat malikleri kurulu kararları ve bağımsız bölüm kullanımı gibi konular uyuşmazlık doğurabilir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 20 uyarınca kat malikleri, ortak gider ve avans paylarına kanunda ve yönetim planında belirlenen esaslara göre katılmakla yükümlüdür. Aidat borçları, ortak alan giderleri, bakım-onarım masrafları, yönetici kararları ve kat malikleri kurulu kararları bu kapsamda önem taşır.
Kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında yönetim planı da ayrıca dikkate alınmalıdır. Yönetim planı, apartman veya sitenin kullanım, yönetim ve ortak giderlere ilişkin kurallarını belirleyen temel belgelerden biridir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde yalnızca kanun hükümleri değil, tapuya kayıtlı yönetim planı, kat malikleri kurulu kararları ve fiili uygulamalar birlikte değerlendirilmelidir.
Kira ve Gayrimenkul Hukuku Sürecinde Hukuki Destek
Kira ve gayrimenkul hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar, süreler, deliller, tapu kayıtları, sözleşme hükümleri ve dava türleri bakımından dikkatle yürütülmesi gereken süreçlerdir. Tahliye davalarında sürelere uyulması, kira tespit davalarında doğru dönem ve emsal araştırmasının yapılması, tapu davalarında hukuki sebebin doğru belirlenmesi ve taşınmaz davalarında görev-yetki kurallarının değerlendirilmesi hak kayıplarının önlenmesi bakımından önemlidir.
Balkan & Yeşilçimen Avukatlık Bürosu, Sakarya merkezli olarak kira sözleşmeleri, tahliye davaları, kira bedelinin tespiti ve uyarlanması, kira alacakları, tapu iptal ve tescil davaları, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti uyuşmazlıkları ve gayrimenkul hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklarda müvekkillerine hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.
