Çocuğun Kişisel İlişki Günlerinde Teslim Edilmemesi

Çocuğun Kişisel İlişki Günlerinde Teslim Edilmemesi Halinde Ne Yapılır?

Boşanma veya ayrılık sonrasında velayet kendisine verilmeyen anne ya da baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilebilir. Bu kişisel ilişki, çocuğun anne veya babasıyla bağını koruması, duygusal gelişiminin desteklenmesi ve aile ilişkilerinin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi açısından önemlidir.

Ancak uygulamada sık karşılaşılan sorunlardan biri, mahkeme kararına rağmen çocuğun kişisel ilişki günlerinde teslim edilmemesidir. Velayet sahibi taraf, çeşitli gerekçelerle çocuğu göstermeyebilir, teslim saatinde hazır bulundurmayabilir, çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendirebilir veya görüşmeyi sürekli erteleyebilir.

Bu durumda hak sahibi anne veya baba, kendi başına fiili müdahalede bulunmamalı; güncel yasal sisteme uygun şekilde Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne başvurmalıdır.

Çocukla Kişisel İlişki Nedir?

Çocukla kişisel ilişki, velayet kendisine verilmeyen anne veya babanın çocukla belirli gün ve saatlerde görüşmesi, birlikte vakit geçirmesi ve çocuğun hayatında varlığını sürdürmesi anlamına gelir.

Türk Medeni Kanunu m.182’ye göre boşanma veya ayrılık halinde mahkeme, velayet kendisine bırakılmayan taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verir. Bu düzenleme yapılırken çocuğun sağlığı, eğitimi, ahlaki gelişimi ve üstün yararı dikkate alınır.

Türk Medeni Kanunu m.323 de anne veya babadan her birinin, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı olduğunu düzenler.

Bu nedenle çocukla kişisel ilişki, yalnızca anne veya babanın hakkı değildir. Aynı zamanda çocuğun anne ve babasıyla sağlıklı bağ kurma hakkının da bir sonucudur.

Çocuğun Teslim Edilmemesi Ne Anlama Gelir?

Çocuğun teslim edilmemesi, mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki düzenlemesine rağmen çocuğun hak sahibi anne veya babaya gösterilmemesi ya da teslim edilmemesi anlamına gelir.

Bu durum farklı şekillerde ortaya çıkabilir:

Velayet sahibi taraf, çocuğu belirlenen gün ve saatte teslim yerine getirmeyebilir.

Çocuk hasta, yorgun, istemiyor veya başka planı var denilerek görüşme engellenebilir.

Telefonlara cevap verilmeyebilir veya adres değiştirilebilir.

Çocuk diğer ebeveyne karşı olumsuz yönlendirilmiş olabilir.

Teslim saati sürekli geciktirilebilir.

Çocuk teslim edilse bile kişisel ilişki süresi bitmeden geri alınmaya çalışılabilir.

Bazen de hak sahibi taraf, kişisel ilişki sonunda çocuğu belirlenen sürede geri getirmeyebilir.

Bu ihtimallerin her biri, somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Eski Sistem Devam Ediyor mu?

Eskiden çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının uygulanması icra müdürlükleri aracılığıyla yürütülüyordu. Bu sistem kamuoyunda “çocuk icrası” olarak biliniyordu ve çocuklar açısından yıpratıcı sonuçlara yol açabiliyordu.

7343 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden sonra çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının uygulanması icra müdürlüklerinden alınarak Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri’ne bırakılmıştır.

Bu nedenle güncel sistemde kişisel ilişki kararının uygulanması için kural olarak icra dairesine değil, çocuğun yerleşim yerindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne başvurulur.

Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü bulunmayan yerlerde ise bu görev, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü tarafından yerine getirilebilir.

Başvuru Nereye Yapılır?

Çocuğun kişisel ilişki günlerinde teslim edilmemesi halinde başvuru, çocuğun yerleşim yerindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne yapılır.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A uyarınca çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemesi ilamları ve tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından yerine getirilir.

Aynı maddede ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesinde çocuğun yerleşim yeri müdürlüğünün yetkili olduğu düzenlenmiştir.

Bu nedenle başvuru yapılırken çocuğun fiilen nerede yaşadığı, kararın hangi mahkemeden verildiği ve kişisel ilişki düzenlemesinin içeriği önem taşır.

Hangi Kararlar İçin Başvuru Yapılabilir?

Başvuru yapılabilmesi için elde çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair bir mahkeme kararı bulunmalıdır.

Bu karar kesinleşmiş boşanma ilamında yer alan kişisel ilişki düzenlemesi olabilir.

Boşanma davası devam ederken verilen geçici tedbir kararı da olabilir.

Velayetin değiştirilmesi davası sırasında verilen ara karar da olabilir.

Önemli olan, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair uygulanabilir bir mahkeme ilamı veya tedbir kararının bulunmasıdır.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/C, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmemesi halinde hak sahibinin müdürlüğe başvurabileceğini düzenler.

Başvuru İçin Hangi Belgeler Gerekir?

Başvuru yapılırken mümkün olduğunca dosya eksiksiz hazırlanmalıdır. Uygulamada şu belgeler önemlidir:

Mahkeme kararı veya tedbir ara kararı

Kararın kesinleşme şerhi, gerekiyorsa

Tarafların kimlik bilgileri

Çocuğun kimlik bilgileri

Çocuğun yerleşim yeri bilgisi

Velayet ve kişisel ilişki düzenlemesini gösteren karar örneği

Daha önce çocuğun teslim edilmediğini gösteren mesajlar, tutanaklar veya yazışmalar

Varsa polis, jandarma veya kolluk başvuruları

Varsa okul, rehberlik servisi veya uzman kayıtları

Varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma veya gizlilik kararları

Başvuru sırasında özellikle kişisel ilişki günlerinin kararda açık yazılı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Karar belirsizse, örneğin “uygun zamanlarda görüşür” gibi infazı zor bir ifade varsa, yeni bir kişisel ilişki düzenlemesi talep edilmesi gerekebilir.

Müdürlük Başvurudan Sonra Ne Yapar?

Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü başvuruyu aldıktan sonra öncelikle yükümlü tarafla irtibata geçer.

Yükümlü taraf, çocuğu mahkeme kararında belirtilen gün ve saatte veya müdürlüğün belirlediği teslim yerine getirmeye davet edilir. Bu bildirim her türlü iletişim aracıyla yapılabilir ve yapılan işlem tutanağa bağlanır.

Yükümlü tarafla irtibat kurulamazsa, çocuğu getirmeyeceğini beyan ederse veya çocuğu belirlenen yere getirmezse, müdürlük tarafından çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair teslim emri gönderilir.

Bu teslim emri, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yükümlü tarafa tebliğ edilir.

Teslim Emri Nedir?

Teslim emri, çocuğu kişisel ilişki için teslim etmekle yükümlü olan tarafa gönderilen resmi emirdir.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/C’ye göre teslim emrinde, yükümlünün çocuğu ilam veya tedbir kararında belirtilen gün ve saatte, gün ve saat belirtilmemişse müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte teslim yerine getirmesi gerektiği yazılır.

Teslim emrinde ayrıca, yükümlünün haklı bir mazereti varsa bunu teslim gününden önce müdürlüğe bildirmesi gerektiği belirtilir.

Teslim emrinde, emre aykırı davranılması halinde disiplin hapsiyle cezalandırılabileceği de ihtar edilir.

Kişisel ilişki bakımından önemli bir nokta şudur: Teslim emri tebliğ edildikten sonra sonraki kişisel ilişki dönemleri için yeniden teslim emri çıkarılması gerekmez. Yükümlünün mahkeme kararına uygun şekilde çocuğu teslim etme yükümlülüğü devam eder.

Hak Sahibi 48 Saat Önce Bildirim Yapmalı mıdır?

Teslim emrinin yükümlü tarafa tebliğ edilmesinden sonraki dönemde, hak sahibi anne veya baba da bazı yükümlülüklere uymalıdır.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/C’ye göre hak sahibi, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini müdürlüğe yazılı olarak, elektronik ortamda veya başvuru aşamasında bildirdiği iletişim kanalıyla bildirmelidir.

Hak sahibi bu bildirimi yapmazsa veya gelemeyeceğini bildirirse, çocuğu teslim yerine getirme zorunluluğu bulunmadığı yükümlü tarafa bildirilir.

Bu nedenle hak sahibi taraf, “nasıl olsa karar var” diyerek süreci pasif bırakmamalıdır. Teslim emri tebliğinden sonra her kişisel ilişki döneminde gerekli bildirimlerin zamanında yapılması önemlidir.

Çocuk Teslim Yerleri Nerelerdir?

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki işlemleri, müdürlük tarafından belirlenen teslim mekânlarında gerçekleştirilir.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/D’ye göre teslim işlemleri için uygun teslim mekânları belirlenir veya oluşturulur.

Bu sistemin amacı, çocuğun karakol, icra dairesi veya tarafların kavgalı olduğu ev ortamında teslim edilmesini önlemek; daha güvenli, sakin ve çocuk dostu bir ortam sağlamaktır.

Teslim işlemleri uzman, pedagog, psikolog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci, rehber öğretmen veya öğretmen marifetiyle yürütülebilir.

Çocuğun Teslim Edilmemesi Halinde Ne Olur?

Yükümlü taraf teslim emrine rağmen çocuğu teslim etmezse, bu durum hukuki sonuç doğurur.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/F’ye göre çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler veya emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılabilir.

Bu yaptırımın uygulanabilmesi için genellikle teslim emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olması ve emre aykırılığın ortaya çıkması gerekir.

Disiplin hapsi, klasik anlamda adli para cezasına çevrilen bir ceza gibi düşünülmemelidir. Burada amaç, mahkeme kararının uygulanmasını sağlamak ve çocuğun kişisel ilişki hakkının engellenmesini önlemektir.

Şikâyet Süresi Nedir?

Teslim emrine aykırılık halinde disiplin hapsi uygulanabilmesi için şikâyet süresine dikkat edilmelidir.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/F’de, teslim emrine aykırı hareket edenler hakkında bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine disiplin hapsine karar verilebileceği düzenlenmiştir.

Bu nedenle çocuk teslim edilmediğinde hak sahibi taraf olayın üzerinden uzun süre geçmesini beklememelidir.

Teslim edilmeme olayı tutanağa bağlanmalı, müdürlük kayıtları alınmalı ve süresi içinde aile mahkemesine şikâyet yoluna başvurulmalıdır.

Şikâyet Nereye Yapılır?

Teslim emrine aykırılık nedeniyle yapılacak şikâyette görevli ve yetkili mahkeme, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesidir.

Aile mahkemesi, şikâyet olunan kişiye duruşma gün ve saatini bildirir. Şikâyet olunan taraf savunmasını ve delillerini sunabilir.

Mahkeme, teslim emrine aykırı hareket edildiğini veya emrin yerine getirilmesinin engellendiğini tespit ederse disiplin hapsine karar verebilir. Aksi halde şikâyeti reddedebilir.

Bu nedenle şikâyet dilekçesinde olay tarihi, kişisel ilişki günü, teslim yeri, müdürlük işlemleri, tutanaklar ve ihlal açıkça gösterilmelidir.

Müdürlük İşlemlerine Karşı Şikâyet ve İtiraz Mümkün müdür?

Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yapılan işlem ve kararlara karşı da şikâyet yolu vardır.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/E’ye göre çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesine ilişkin müdürlük işlemlerine karşı, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunulabilir.

Mahkeme, yapılan işlemlerin yerine getirilmesini durdurabilir ve dosya üzerinden ya da gerekirse ilgilileri dinleyerek karar verebilir.

Şikâyet üzerine verilen karara karşı da kanunda öngörülen süre içinde itiraz edilebilir.

Bu yol, özellikle müdürlüğün işleminde hata olduğu, teslim yerinin yanlış belirlendiği, başvurunun haksız olduğu veya kararın yanlış yorumlandığı durumlarda önem taşır.

Hak Sahibi Çocuğu Geri Getirmezse Ne Olur?

Kişisel ilişki yalnızca velayet sahibi tarafı bağlamaz. Hak sahibi anne veya baba da mahkeme kararına uygun davranmak zorundadır.

Çocuk kişisel ilişki için hak sahibine teslim edildikten sonra, karar veya tedbirde belirtilen sürenin sonunda belirlenen yere geri getirilmelidir.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/F’ye göre kişisel ilişki kurulması için kendisine çocuk teslim edilen hak sahibi, belirtilen sürenin sonunda çocuğu belirlenen yere getirmezse, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılabilir.

Bu nedenle çocukla görüşme hakkı, çocuğu süresiz yanında tutma hakkı değildir. Hak sahibi taraf da mahkeme kararındaki süreye ve teslim düzenine uymalıdır.

Çocuk “Gitmek İstemiyorum” Derse Ne Olur?

Uygulamada en sık karşılaşılan savunmalardan biri, çocuğun diğer ebeveynle görüşmek istemediğinin ileri sürülmesidir.

Çocuğun görüşü önemlidir; ancak tek başına her durumda kişisel ilişkiyi ortadan kaldırmaz.

Mahkeme kararıyla kurulmuş bir kişisel ilişki düzeni varsa, velayet sahibi taraf çocuğu diğer ebeveyne karşı olumsuz yönlendirmemeli, görüşmeye hazırlamalı ve teslim yükümlülüğünü yerine getirmelidir.

Çocuğun gerçekten korku, travma, şiddet, ihmal veya ağır psikolojik baskı nedeniyle görüşmek istememesi halinde ise mesele farklı değerlendirilir. Bu durumda kişisel ilişki kararının değiştirilmesi, sınırlandırılması, uzman eşliğinde görüşme yapılması veya geçici tedbir alınması için aile mahkemesine başvurulabilir.

Ancak velayet sahibi taraf, kendi başına mahkeme kararını fiilen ortadan kaldıracak şekilde “çocuk istemiyor” gerekçesiyle kişisel ilişkiyi sürekli engelleyemez.

Şiddet veya Güvenlik Riski Varsa Ne Yapılır?

Bazı dosyalarda çocukla kişisel ilişki kurulması çocuk açısından riskli hale gelebilir. Örneğin şiddet, tehdit, bağımlılık, çocuğun kaçırılma riski, psikolojik baskı veya 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararları bulunabilir.

Bu durumda kişisel ilişki kararına rağmen doğrudan teslim sürecine girmek yerine, aile mahkemesinden kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istenebilir.

Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre kişisel ilişkiyi sınırlandırabilir, yatılı görüşmeyi kaldırabilir, uzman eşliğinde görüşme düzenleyebilir, teslim yerini değiştirebilir veya geçici tedbirler alabilir.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/C’de, 6284 sayılı Kanun kapsamında gizlilik kararı veya başka tedbir bulunması halinde teslim işlemlerinin bu kararlar dikkate alınarak yerine getirileceği düzenlenmiştir.

Bu nedenle şiddet veya güvenlik riski olan dosyalarda kişisel ilişki süreci, koruma kararlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Kişisel İlişki Kararı Belirsizse Ne Yapılır?

Bazı mahkeme kararlarında kişisel ilişki düzenlemesi yeterince açık olmayabilir.

Örneğin “baba çocukla uygun zamanlarda görüşür” veya “tarafların anlaşacağı günlerde kişisel ilişki kurulur” gibi ifadeler uygulamada sorun yaratabilir.

Kişisel ilişki kararının uygulanabilir olması için gün, saat, teslim yeri, tatil dönemleri, bayramlar ve yaz tatili gibi hususların mümkün olduğunca açık yazılması gerekir.

Karar belirsizse, mevcut kararın uygulanması zorlaşabilir. Bu durumda aile mahkemesinden kişisel ilişki düzenlemesinin yeniden belirlenmesi veya açıklığa kavuşturulması istenebilir.

Kişisel İlişki Düzeninin Değiştirilmesi İstenebilir mi?

Evet. Mevcut kişisel ilişki düzeni çocuğun üstün yararına uygun değilse veya uygulanamıyorsa değiştirilmesi istenebilir.

Örneğin taraflar farklı şehirlere taşınmış olabilir.

Çocuğun okul düzeni değişmiş olabilir.

Çocuk çok küçük yaşta olduğu için uzun süreli yatılı görüşme uygun olmayabilir.

Taraflar arasında ciddi güvenlik riski doğmuş olabilir.

Çocuk kişisel ilişki sırasında zarar görmüş olabilir.

Velayet sahibi taraf görüşmeyi sürekli engelliyor veya hak sahibi taraf çocuğu zamanında geri getirmiyor olabilir.

Bu gibi hallerde aile mahkemesine başvurularak kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, sınırlandırılması, genişletilmesi veya uzman eşliğinde gerçekleştirilmesi talep edilebilir.

Çocuğun Gösterilmemesi Velayetin Değiştirilmesine Sebep Olur mu?

Çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisinin sürekli ve haksız şekilde engellenmesi, velayetin değiştirilmesi davasında önemli bir sebep olabilir.

Türk Medeni Kanunu m.182’de kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceği konusunda ihtar yapılabileceği kabul edilmiştir.

Bu nedenle velayet sahibi tarafın çocuğu diğer ebeveynden koparmaya çalışması, kişisel ilişkiyi sürekli engellemesi, mahkeme kararlarını uygulamaması ve çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendirmesi velayet değerlendirmesinde aleyhe sonuç doğurabilir.

Ancak velayetin değiştirilmesi ağır bir sonuçtur. Mahkeme, engellemenin sürekliliğini, çocuğa etkisini, tarafların tutumunu, müdürlük kayıtlarını, sosyal inceleme raporunu ve çocuğun üstün yararını birlikte değerlendirir.

Danışmanlık Tedbiri Uygulanabilir mi?

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/C’de, çocukla kişisel ilişki işlemlerinin çocuğun üstün yararını koruyacak şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla müdürlüğün önerisi üzerine aile mahkemesince çocuk, hak sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanabileceği düzenlenmiştir.

Yükümlünün teslim emrine aykırı ilk hareketinde müdürlük, yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasını aile mahkemesinden talep eder.

Danışmanlık tedbiri, özellikle yüksek çatışmalı boşanma dosyalarında, tarafların çocuğu çatışmanın merkezine koymasını önlemek ve kişisel ilişki sürecini daha sağlıklı yürütmek için önemlidir.

Masraf ve Harç Alınır mı?

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemler bakımından 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/H önemlidir.

Bu maddeye göre çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemler harçlardan istisnadır. Ayrıca bu iş ve işlemlerin yürütülmesi için yapılacak masraflar, avukatlık ücreti hariç, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

Bu düzenleme, hak sahibi anne veya babanın sırf ekonomik sebeplerle çocuğuyla görüşme hakkını kullanamamasını önlemeye yöneliktir.

Hangi Deliller Toplanmalıdır?

Çocuğun kişisel ilişki günlerinde teslim edilmemesi halinde delil toplamak çok önemlidir.

Bu süreçte şu deliller kullanılabilir:

Mahkeme kararı

Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü başvuru kayıtları

Teslim emri

Teslim yerine gidildiğine dair tutanaklar

Çocuğun teslim edilmediğine ilişkin müdürlük tutanakları

Mesajlaşmalar

Arama kayıtları

WhatsApp yazışmaları

E-posta kayıtları

Kolluk başvuruları

Okul veya rehberlik servisi kayıtları

Tanık beyanları

6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma kararları

Çocuğun psikolojik durumuna ilişkin uzman raporları

Ancak delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerekir. Hukuka aykırı ses kaydı, gizli görüntü veya özel hayatın gizliliğini ihlal eden kayıtlar ayrıca sorun doğurabilir.

Teslim Edilmeme Olayında Pratik Yol Haritası

Çocuk kişisel ilişki gününde teslim edilmiyorsa hak sahibi taraf şu sırayı izlemelidir:

Öncelikle mahkeme kararındaki gün ve saat kontrol edilmelidir.

Teslim yeri, teslim saati ve kişisel ilişki süresi netleştirilmelidir.

Çocuğun yerleşim yerindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne başvurulmalıdır.

Başvuruya mahkeme kararı ve gerekli belgeler eklenmelidir.

Müdürlüğün yükümlüyle irtibat kurması beklenmelidir.

Çocuk yine teslim edilmezse teslim emri süreci takip edilmelidir.

Teslim emrine rağmen çocuk getirilmezse tutanak alınmalıdır.

Bir aylık şikâyet süresi kaçırılmadan aile mahkemesine başvurulmalıdır.

Sürekli engelleme varsa kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi veya velayetin değiştirilmesi değerlendirilmelidir.

Şiddet veya güvenlik riski varsa ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler düşünülmelidir.

En Sık Yapılan Hatalar

Çocuğun teslim edilmemesi durumunda sık yapılan hatalar şunlardır:

Kendi başına çocuğu okuldan, evden veya sokaktan almaya çalışmak

Karşı tarafla tartışmayı çocuğun yanında sürdürmek

Teslim edilmeme olayını tutanağa bağlatmamak

Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne başvurmamak

Bir aylık şikâyet süresini kaçırmak

Teslim emri tebliğ edilmeden disiplin hapsi beklemek

Kişisel ilişki kararının belirsiz olduğunu fark etmemek

Çocuğun üstün yararı yerine anne-baba çatışmasını merkeze almak

Çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendirmek

Hak sahibi tarafın 48 saat önceden bildirim yükümlülüğünü unutması

Çocuğu kişisel ilişki sonunda zamanında geri getirmemek

Bu hatalar, hem hukuki süreci zayıflatabilir hem de çocuğun psikolojik olarak zarar görmesine neden olabilir.

Sonuç

Çocuğun kişisel ilişki günlerinde teslim edilmemesi, hem hak sahibi anne veya baba hem de çocuk açısından ciddi sonuçlar doğurabilen bir durumdur.

Güncel sistemde bu konuda başvuru mercii kural olarak icra müdürlüğü değil, çocuğun yerleşim yerindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’dür.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A ve devamı hükümleri, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının çocuğun üstün yararı esas alınarak yerine getirilmesini düzenler.

Çocuk kişisel ilişki gününde teslim edilmiyorsa müdürlüğe başvuru yapılmalı, teslim emri süreci işletilmeli, aykırılık tutanağa bağlanmalı ve şartları varsa aile mahkemesine şikâyet yoluna gidilmelidir.

Teslim emrine aykırılık halinde disiplin hapsi gündeme gelebilir. Sürekli ve haksız engelleme ise kişisel ilişki düzeninin değiştirilmesi veya velayetin değiştirilmesi davası bakımından da önem taşıyabilir.

Her olay kendi özel koşullarına göre değerlendirilmelidir. Çocuğun yaşı, psikolojik durumu, güvenliği, mahkeme kararının içeriği, teslim edilmeme olaylarının sürekliliği ve dosyadaki deliller birlikte ele alınmalıdır.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir