Velayetin Değiştirilmesi Davası
Velayetin Değiştirilmesi Davası Nasıl Açılır?
Velayetin değiştirilmesi davası, daha önce mahkeme kararıyla anneye veya babaya verilen velayetin, sonradan ortaya çıkan yeni durumlar nedeniyle değiştirilmesi amacıyla açılan aile hukuku davasıdır.
Boşanma davasında verilen velayet kararı kesinleşmiş olsa bile bu karar her zaman mutlak ve değişmez değildir. Çocuğun yaşam koşulları, güvenliği, eğitimi, sağlığı, psikolojik durumu veya anne-babayla ilişkisi zaman içinde değişebilir. Bu değişiklik çocuğun üstün yararını etkiliyorsa velayetin yeniden düzenlenmesi gündeme gelebilir.
Velayetin değiştirilmesi davasında temel ölçüt anne veya babanın kişisel isteği değil, çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme, mevcut velayet düzeninin çocuk için uygun olup olmadığını, yeni düzenlemenin çocuğa daha iyi bir yaşam ve gelişim imkânı sağlayıp sağlamayacağını değerlendirir.
Velayetin Değiştirilmesi Davası Nedir?
Velayetin değiştirilmesi davası, boşanma, ayrılık veya daha önce verilmiş bir velayet kararından sonra ortaya çıkan yeni olgular nedeniyle velayetin mevcut ebeveynden alınarak diğer ebeveyne verilmesi talebidir.
Bu dava, ilk defa velayet belirlenmesi davasından farklıdır. Çünkü ortada daha önce verilmiş ve kesinleşmiş bir velayet kararı vardır. Bu nedenle davacı taraf, yalnızca “çocuğun bende kalması daha iyi olur” demekle yetinemez. Mevcut velayet kararından sonra ortaya çıkan değişiklikleri ve bu değişikliklerin çocuğun üstün yararını nasıl etkilediğini somut şekilde göstermelidir.
Türk Medeni Kanunu m.183, ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi, ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hâkimin kendiliğinden veya ana-babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceğini düzenler. Bu hüküm, velayetin değiştirilmesi taleplerinin temel kanuni dayanaklarından biridir.
Ancak maddede sayılan haller sınırlı değildir. Yani yalnızca yeniden evlenme, taşınma veya ölüm halinde velayetin değiştirilmesi istenebilir denilemez. Çocuğun üstün yararını ciddi şekilde etkileyen başka yeni durumlar da velayetin değiştirilmesi sebebi olabilir.
Velayetin Değiştirilmesi İçin Hangi Şartlar Aranır?
Velayetin değiştirilmesi için temel şart, mevcut velayet düzeninin çocuğun üstün yararına aykırı hale gelmesidir.
Mahkeme, velayetin değiştirilmesi talebini değerlendirirken genellikle şu sorulara cevap arar:
Mevcut velayet kararından sonra yeni bir durum ortaya çıkmış mı?
Bu yeni durum çocuğun yaşamını, eğitimini, sağlığını, güvenliğini veya psikolojik gelişimini etkiliyor mu?
Velayetin değiştirilmesi, çocuğun yararına gerçekten daha uygun bir sonuç doğuracak mı?
Davacı tarafın talebi, anne-baba arasındaki kişisel çekişmeden mi kaynaklanıyor, yoksa gerçekten çocuğun menfaatini mi koruyor?
Bu nedenle velayetin değiştirilmesi davası, anne veya babanın birbirinden intikam alma ya da diğer ebeveyni cezalandırma aracı olarak kullanılamaz. Mahkeme açısından asıl mesele, çocuğun hangi ortamda daha sağlıklı ve güvenli şekilde gelişeceğidir.
Hangi Durumlarda Velayetin Değiştirilmesi İstenebilir?
Velayetin değiştirilmesi her olayda aynı sebeplere dayanmaz. Ancak uygulamada sık karşılaşılan bazı sebepler vardır.
Velayet kendisine verilen tarafın çocuğun eğitimini ihmal etmesi, okula devamını sağlamaması, sağlık kontrollerini yaptırmaması, çocuğun temel bakım ihtiyaçlarını karşılamaması veya çocuğu güvensiz bir ortamda bırakması velayetin değiştirilmesi bakımından önemli olabilir.
Ayrıca velayet sahibi anne veya babanın çocuğa fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddet uygulaması, çocuğu ağır şekilde ihmal etmesi, madde veya alkol bağımlılığı nedeniyle çocuğun güvenliğini tehlikeye düşürmesi, çocuğu diğer ebeveyne karşı sürekli olumsuz yönlendirmesi de velayet değişikliği sebebi olarak ileri sürülebilir.
Bunun yanında çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisinin sistematik şekilde engellenmesi, mahkeme kararına rağmen çocuğun gösterilmemesi, çocuğun diğer ebeveynden tamamen koparılmaya çalışılması da velayet değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Ancak her sorun otomatik olarak velayetin değiştirilmesini gerektirmez. Mahkeme, olayın ağırlığını, sürekliliğini, çocuğa etkisini ve mevcut düzenin gerçekten çocuğun yararına aykırı hale gelip gelmediğini inceler.
Yeniden Evlenme Tek Başına Velayetin Değiştirilmesi Sebebi midir?
Velayet sahibi anne veya babanın yeniden evlenmesi, tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir.
Türk Medeni Kanunu m.349, velayet sahibi anne veya babanın yeniden evlenmesinin velayetin kaldırılmasını gerektirmeyeceğini kabul eder. Ancak çocuğun menfaati gerektiriyorsa velayet sahibi değiştirilebilir veya daha ağır şartlarda velayet kaldırılarak çocuğa vasi atanabilir.
Bu nedenle mahkeme yalnızca “anne yeniden evlendi” veya “baba yeniden evlendi” diye velayeti değiştirmez. Yeni evliliğin çocuk üzerindeki etkisine bakar.
Örneğin yeni eşin çocuğa kötü davranması, ev ortamının çocuk için güvenli olmaması, çocuğun psikolojik olarak zarar görmesi veya bakım düzeninin ciddi şekilde bozulması halinde yeniden evlenme olgusu velayet değişikliği bakımından önem kazanabilir.
Buna karşılık yeni evlilik çocuğun yaşamında olumsuz bir etki yaratmıyorsa, tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli görülmeyebilir.
Başka Şehre Taşınmak Velayeti Etkiler mi?
Velayet sahibi anne veya babanın başka bir şehre taşınması da tek başına otomatik olarak velayetin değiştirilmesi sebebi değildir.
Burada önemli olan, taşınmanın çocuğun eğitimini, sosyal çevresini, psikolojik düzenini ve diğer ebeveynle kişisel ilişkisini nasıl etkilediğidir.
Örneğin velayet sahibi ebeveynin sürekli şehir değiştirmesi, çocuğun okul düzenini bozması, diğer ebeveynle görüşmeyi imkânsız hale getirmesi veya çocuğun sosyal ve psikolojik gelişimini olumsuz etkilemesi halinde taşınma velayet değişikliği bakımından önem taşıyabilir.
Ancak taşınma makul bir sebebe dayanıyor, çocuk için daha iyi eğitim ve yaşam koşulları sağlıyor ve diğer ebeveynle kişisel ilişki sürdürülebilir şekilde düzenlenebiliyorsa, sırf taşınma nedeniyle velayetin değiştirilmesi gerekmeyebilir.
Çocuğun Diğer Ebeveynle Görüşmesinin Engellenmesi Velayeti Etkiler mi?
Velayet kendisine verilen ebeveyn, çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişki kurmasını engellememelidir. Çünkü çocuk, kural olarak hem annesiyle hem babasıyla sağlıklı ilişki kurma hakkına sahiptir.
Türk Medeni Kanunu m.182, boşanma veya ayrılık halinde velayet kendisine bırakılmayan taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasını düzenler. Türk Medeni Kanunu m.323 de anne veya babadan her birinin, velayeti altında bulunmayan ya da kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkını kabul eder.
Kişisel ilişkinin sürekli ve haksız şekilde engellenmesi, çocuğun diğer ebeveynle bağının koparılmaya çalışılması veya çocuğun diğer ebeveyne karşı sistematik şekilde olumsuz yönlendirilmesi velayet değişikliği bakımından önemli bir delil olabilir.
Ancak burada da her gecikme veya her tekil aksaklık velayetin değiştirilmesi sonucunu doğurmaz. Mahkeme, engellemenin sürekliliğini, ağırlığını ve çocuğa etkisini değerlendirir.
Çocuk Teslimi ve Kişisel İlişki Kararları Nasıl Uygulanır?
Eskiden çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının uygulanması icra müdürlükleri üzerinden yürütülüyordu. Ancak yapılan kanuni değişikliklerle bu sistem değiştirilmiştir.
Güncel sistemde çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam veya tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak Adalet Bakanlığı bünyesindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından yerine getirilir.
Bu süreçte uzmanlar, pedagoglar, psikologlar, sosyal çalışmacılar, çocuk gelişimciler veya rehber öğretmenler görev alabilir. Amaç, çocuğun icra tehdidi altında değil, daha hassas ve çocuk odaklı bir sistem içinde teslim edilmesini sağlamaktır.
Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kararına uyulmaması halinde, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A ve devamındaki hükümler kapsamında başvuru, teslim emri, şikâyet ve disiplin hapsi gibi sonuçlar gündeme gelebilir.
Bu nedenle kişisel ilişkinin engellenmesi halinde yalnızca velayet değişikliği davası değil, çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının uygulanmasına ilişkin özel başvuru yolları da değerlendirilmelidir.
Velayet Sahibi Çocuğu İhmal Ederse Ne Olur?
Velayet hakkı, çocuğun yararına kullanılmak zorunda olan bir sorumluluktur. Velayet sahibi anne veya baba, çocuğun bakımını, eğitimini, sağlığını ve güvenliğini ihmal ederse mahkeme gerekli önlemleri alabilir.
Türk Medeni Kanunu m.339, anne ve babanın çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini gözeterek karar alacağını kabul eder. Türk Medeni Kanunu m.340 da anne ve babanın çocuğu olanaklarına göre eğitmek, bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlamakla yükümlü olduğunu düzenler.
Eğer velayet sahibi ebeveyn bu yükümlülükleri yerine getirmiyorsa, çocuğun üstün yararı zarar görebilir. Bu durumda velayetin değiştirilmesi talep edilebilir.
Daha ağır hallerde, Türk Medeni Kanunu m.348 kapsamında velayetin kaldırılması da gündeme gelebilir. Bu maddeye göre çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz veya bu önlemlerin yetersiz kalacağı anlaşılırsa, anne veya babanın velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi halinde velayetin kaldırılmasına karar verilebilir.
Velayetin Değiştirilmesi ile Velayetin Kaldırılması Aynı Şey midir?
Velayetin değiştirilmesi ile velayetin kaldırılması aynı şey değildir.
Velayetin değiştirilmesinde çocuğun velayeti mevcut ebeveynden alınarak diğer ebeveyne verilir. Örneğin velayet annedeyken babaya veya babadayken anneye geçebilir.
Velayetin kaldırılması ise daha ağır bir müdahaledir. Bu durumda velayet hakkı anne veya babadan kaldırılabilir ve gerekirse çocuğa vasi atanabilir.
Velayetin kaldırılması, genellikle çocuğun korunması için daha hafif önlemlerin yeterli olmadığı ağır hallerde gündeme gelir. Bu nedenle her velayet değişikliği davası, velayetin kaldırılması davası anlamına gelmez.
Dava açılırken talebin doğru kurulması gerekir. Amaç çocuğun velayetinin diğer ebeveyne verilmesi ise “velayetin değiştirilmesi” talep edilmelidir. Eğer her iki ebeveyn de çocuğun bakımını sağlayamayacak durumdaysa, çocuğun korunmasına ilişkin farklı tedbirler ve vasi atanması gündeme gelebilir.
Çocuğun Görüşü Alınır mı?
Velayetin değiştirilmesi davalarında çocuğun yaşı ve olgunluğu uygunsa görüşü alınabilir.
Ancak çocuğun beyanı tek başına mahkemeyi bağlamaz. Mahkeme, çocuğun görüşünün gerçekten serbest iradeye dayanıp dayanmadığını, baskı altında verilip verilmediğini ve çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını değerlendirir.
Özellikle anne ve baba arasındaki ağır çatışmalarda çocuk taraf haline getirilebilir. Bu nedenle çocuğun beyanı alınırken uzman desteği, pedagog görüşü veya sosyal inceleme raporu önem kazanabilir.
Çocuğun “annemde kalmak istiyorum” veya “babamda kalmak istiyorum” şeklindeki beyanı önemlidir; fakat mahkeme nihai kararı tüm delilleri birlikte değerlendirerek verir.
Sosyal İnceleme Raporu Neden Önemlidir?
Velayetin değiştirilmesi davalarında sosyal inceleme raporu çoğu zaman kritik öneme sahiptir.
Mahkeme, çocuğun yaşam koşullarını, anne ve babayla ilişkisini, bakım ortamını, psikolojik durumunu, okul düzenini ve sosyal çevresini değerlendirmek için uzman incelemesine başvurabilir.
Sosyal inceleme raporunda çocuğun hangi ebeveyn yanında daha sağlıklı gelişebileceği, mevcut velayet düzeninin çocuğa etkisi, anne-baba tutumları ve çocuğun ihtiyaçları değerlendirilir.
Ancak hâkim, sosyal inceleme raporuyla mutlak şekilde bağlı değildir. Rapor; tanık beyanları, okul kayıtları, sağlık kayıtları, kolluk kayıtları, çocuk teslimine ilişkin belgeler ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Velayetin Değiştirilmesi Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Velayetin değiştirilmesi davasında deliller çok önemlidir. Çünkü mevcut velayet kararının değiştirilmesi için somut ve ciddi sebeplerin ortaya konulması gerekir.
Bu davada şu deliller kullanılabilir:
- Tanık beyanları
- Okul devamsızlık kayıtları
- Okul başarı ve disiplin kayıtları
- Rehberlik servisi görüşmeleri
- Sağlık raporları
- Psikolog veya pedagog değerlendirmeleri
- Sosyal inceleme raporu
- Kolluk kayıtları
- Şiddet, tehdit veya ihmal kayıtları
- 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma kararları
- Çocuk teslimi ve kişisel ilişki sürecine ilişkin tutanaklar
- Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü kayıtları
- Mesajlaşmalar
- Fotoğraf ve video kayıtları
- Sosyal ve ekonomik durum araştırması
- Komşu, öğretmen veya yakın çevre tanıkları
- Çocuğun bakım, eğitim ve sağlık giderlerine ilişkin belgeler
Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir. Hukuka aykırı ses kaydı, izinsiz görüntü veya özel hayatın gizliliğini ihlal eden kayıtlar ayrıca hukuki ve cezai sorunlara yol açabilir.
Velayetin Değiştirilmesi Davasında İspat Yükü Kimdedir?
Velayetin değiştirilmesini talep eden taraf, bu talebini dayandırdığı vakıaları ispatlamakla yükümlüdür.
Türk Medeni Kanunu m.6 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190 uyarınca, kural olarak herkes iddiasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir.
Bu nedenle davacı taraf, velayet sahibinin çocuğu ihmal ettiğini, çocuğun eğitim veya sağlık düzeninin bozulduğunu, kişisel ilişkinin engellendiğini, çocuğun zarar gördüğünü veya yeni koşulların velayet değişikliğini zorunlu kıldığını somut delillerle ortaya koymalıdır.
Ancak velayet davalarında hâkim yalnızca tarafların sunduğu delillerle sınırlı pasif bir konumda değildir. Çocuğun üstün yararı söz konusu olduğu için mahkeme gerekli gördüğü araştırmaları yapabilir, uzman raporu alabilir ve ilgili kurumlardan bilgi isteyebilir.
Tedbiren Velayetin Değiştirilmesi İstenebilir mi?
Velayetin değiştirilmesi davası devam ederken çocuğun güvenliği veya gelişimi açısından acil bir durum varsa, geçici tedbirler talep edilebilir.
Örneğin çocuk şiddet görüyorsa, ağır ihmal altındaysa, sağlık veya eğitim hakkı ciddi şekilde tehlikeye düşmüşse, çocuğun mevcut ortamda kalması sakıncalı olabilir.
Bu durumda mahkemeden yargılama sonuna kadar çocuğun geçici olarak diğer ebeveyne bırakılması, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, uzman eşliğinde görüşme yapılması veya çocuğun korunmasına yönelik başka tedbirler alınması istenebilir.
Ancak tedbir talepleri ciddi ve somut delillerle desteklenmelidir. Mahkeme, çocuğun üstün yararını ve aciliyet durumunu değerlendirerek karar verir.
Velayetin Değiştirilmesi Davasını Kim Açabilir?
Velayetin değiştirilmesi davasını genellikle velayet kendisinde olmayan anne veya baba açar.
Örneğin boşanma kararında çocuğun velayeti anneye verilmişse, baba sonradan ortaya çıkan yeni olgular nedeniyle velayetin kendisine verilmesini talep edebilir. Aynı şekilde velayet babadaysa anne de velayetin değiştirilmesini isteyebilir.
Bazı durumlarda velayet kendisinde olan taraf da çocuğun menfaati gereği velayet düzenlemesinin yeniden değerlendirilmesini isteyebilir. Ayrıca hâkim, çocuğun yararı gerektiriyorsa bazı önlemleri kendiliğinden de değerlendirebilir.
Burada önemli olan, talebin anne veya babanın kişisel beklentisine değil, çocuğun üstün yararına dayanmasıdır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Velayetin değiştirilmesi davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakabilir.
Yetki bakımından kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi gündeme gelir. Ancak aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda somut olayın özellikleri, çocuğun yerleşim yeri ve önceki velayet kararının verildiği mahkeme gibi hususlar da uygulamada tartışma konusu olabilir.
Bu nedenle dava açmadan önce görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi önemlidir. Yanlış mahkemede dava açılması, sürecin uzamasına ve usuli kayıplara neden olabilir.
Velayetin Değiştirilmesi Davasında Süre Var mı?
Velayetin değiştirilmesi davası belirli bir süreye bağlı değildir. Çocuğun üstün yararını etkileyen yeni bir durum ortaya çıktığında dava açılabilir.
Ancak bu, her zaman ve hiçbir sebep olmadan dava açılabileceği anlamına gelmez. Mevcut velayet kararından sonra ciddi ve somut bir değişiklik bulunmalıdır.
Dava çok kısa aralıklarla ve aynı sebeplerle tekrar tekrar açılırsa, mahkeme bu durumu çocuğun istikrarı ve dava hakkının kullanımı bakımından değerlendirebilir.
Bu nedenle dava açmadan önce gerçekten yeni bir durum olup olmadığı ve bu durumun delillerle ispatlanıp ispatlanamayacağı incelenmelidir.
Velayetin Değiştirilmesi Çocuğun Soyadını Etkiler mi?
Velayetin değiştirilmesi, kural olarak çocuğun soyadını kendiliğinden değiştirmez.
Çocuğun soyadı, soybağı ve nüfus kayıtları bakımından ayrı hukuki kurallara tabidir. Velayetin anneden babaya veya babadan anneye geçmesi, tek başına çocuğun soyadının değişmesi sonucunu doğurmayabilir.
Soyadı değişikliği ayrı hukuki değerlendirme gerektirir. Bu nedenle velayet talebi ile soyadı talebi birbirine karıştırılmamalıdır.
Velayetin Değiştirilmesi Nafakayı Etkiler mi?
Velayetin değiştirilmesi, iştirak nafakasını da etkileyebilir.
Çocuğun velayeti bir ebeveynden diğerine geçerse, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğü de yeniden değerlendirilir.
Örneğin velayet annedeyken baba iştirak nafakası ödüyorsa ve velayet sonradan babaya verilirse, artık annenin çocuğun giderlerine gücü oranında katılması gündeme gelebilir.
Bu nedenle velayetin değiştirilmesi davasında iştirak nafakasının kaldırılması, yeniden belirlenmesi veya diğer ebeveyn aleyhine nafakaya hükmedilmesi de talep edilebilir.
Kişisel İlişki Yeniden Düzenlenir mi?
Velayet değişirse, çocukla kişisel ilişki düzenlemesi de yeniden ele alınmalıdır.
Velayet hangi ebeveyne verilirse, diğer ebeveyn ile çocuk arasında uygun kişisel ilişki kurulması gerekir. Bu düzenleme yapılırken çocuğun yaşı, okul saatleri, tatil dönemleri, tarafların yaşadığı şehirler, ulaşım imkânları ve çocuğun psikolojik durumu dikkate alınır.
Kişisel ilişki hükmünün açık ve infaza elverişli olması önemlidir. Hangi gün, hangi saat, hangi tatil dönemi ve teslim şeklinin nasıl olacağı net yazılmalıdır.
Belirsiz kişisel ilişki kararları uygulamada yeni uyuşmazlıklara neden olabilir.
Velayetin Değiştirilmesi Davasında En Sık Yapılan Hatalar
Velayetin değiştirilmesi davalarında sık yapılan hatalardan bazıları şunlardır:
- Sadece anne veya babanın isteğine dayanmak
- Çocuğun üstün yararını somut şekilde açıklamamak
- Yeni bir olgu göstermeden eski iddiaları tekrar etmek
- Delilsiz şekilde ihmal, şiddet veya kötü bakım iddiasında bulunmak
- Kişisel ilişki engelini belgelememek
- Çocuk teslimi sürecine ilişkin tutanakları dosyaya sunmamak
- Okul, sağlık ve sosyal inceleme kayıtlarını toplamamak
- Çocuğu anne-baba çatışmasının tarafı haline getirmek
- Talep sonucunda iştirak nafakası ve kişisel ilişki düzenlemesini unutmamak
- Tedbir taleplerini somutlaştırmamak
- Görevli ve yetkili mahkemeyi yanlış belirlemek
Bu hatalar, davanın reddedilmesine veya sürecin uzamasına neden olabilir.
Dava Dilekçesinde Nelere Yer Verilmelidir?
Velayetin değiştirilmesi dava dilekçesinde önce mevcut velayet kararının hangi mahkeme tarafından, hangi dosya numarasıyla verildiği açıklanmalıdır.
Daha sonra bu kararın ardından ortaya çıkan yeni olaylar kronolojik olarak anlatılmalıdır.
Örneğin çocuğun okul devamsızlıkları, sağlık ihmalleri, diğer ebeveynle görüşmesinin engellenmesi, velayet sahibinin yaşam koşullarındaki olumsuz değişiklikler, şiddet veya ihmal iddiaları somut tarihlerle yazılmalıdır.
Dilekçede ayrıca deliller açıkça gösterilmeli, sosyal inceleme raporu alınması istenmeli, gerekiyorsa çocuğun pedagog eşliğinde dinlenmesi talep edilmelidir.
Talep sonucunda ise velayetin değiştirilmesi, çocuğun velayetinin davacıya verilmesi, diğer ebeveynle kişisel ilişki kurulması ve iştirak nafakasının yeniden düzenlenmesi açıkça istenmelidir.
Sonuç
Velayetin değiştirilmesi davası, mevcut velayet kararından sonra ortaya çıkan yeni koşullar nedeniyle çocuğun üstün yararını korumak amacıyla açılan önemli bir aile hukuku davasıdır.
Bu davada anne veya babanın kişisel isteği değil, çocuğun güvenliği, sağlığı, eğitimi, psikolojik gelişimi ve istikrarlı yaşam düzeni esas alınır.
Türk Medeni Kanunu m.183, yeni olguların zorunlu kılması halinde hâkimin gerekli önlemleri alabileceğini düzenler. Velayet sahibi ebeveynin yeniden evlenmesi, başka yere taşınması, çocuğu ihmal etmesi, kişisel ilişkiyi engellemesi veya çocuğun güvenliğini tehlikeye sokması gibi durumlar somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.
Ancak her değişiklik velayetin değiştirilmesini gerektirmez. Mahkeme, değişikliğin çocuğun üstün yararını gerçekten etkileyip etkilemediğine bakar.
Bu nedenle dava açmadan önce mevcut velayet kararı, yeni olaylar, deliller, çocuğun okul ve sağlık durumu, sosyal inceleme ihtiyacı, kişisel ilişki kayıtları ve iştirak nafakası birlikte değerlendirilmelidir. Her velayet dosyası kendi özel koşullarına göre incelenmelidir.
