Boşanmada Eşin Borçlarından Diğer Eş Sorumlu mudur?

Boşanmada Eşin Borçlarından Diğer Eş Sorumlu mudur?

Boşanma sürecinde en sık sorulan sorulardan biri, “Eşimin borçlarından ben sorumlu olur muyum?” sorusudur. Eşlerden biri kredi çekmiş, kredi kartı borcu yapmış, icra takibine düşmüş, ticari borç altına girmiş, kefil olmuş veya evlilik süresince borçlanmış olabilir. Boşanma aşamasına gelindiğinde diğer eş, bu borçların kendisine gelip gelmeyeceğini merak eder.

Genel kural şudur: Eşlerden biri, diğer eşin kişisel borçlarından otomatik olarak sorumlu olmaz. Evli olmak, eşin bütün kredi, kredi kartı, icra, ticari borç veya şahsi borçlarından sorumlu olmak anlamına gelmez.

Ancak bazı istisnalar vardır. Eş borca birlikte imza atmışsa, kefil olmuşsa, ortak kredi kullanılmışsa, borç evlilik birliğinin olağan ihtiyaçları için yapılmışsa veya evlilik birliğinin temsili söz konusuysa diğer eşin sorumluluğu gündeme gelebilir.

Bu nedenle her borç türü ayrı değerlendirilmelidir.

Evlilik Eşlerin Borçlarından Otomatik Sorumluluk Doğurur mu?

Hayır. Evli olmak, eşlerden birinin yaptığı her borçtan diğer eşin de sorumlu olacağı anlamına gelmez.

Türk Medeni Kanunu m.193’e göre, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça eşlerden her biri üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Bu hüküm, eşlerin evlilik içinde de bağımsız işlem yapabileceğini gösterir.

Bu nedenle bir eş kendi adına kredi çekmişse, kendi adına kredi kartı kullanmışsa veya kendi adına borç senedi imzalamışsa, kural olarak bu borçtan kendisi sorumludur.

Diğer eş, sırf evli olduğu için bu borcun borçlusu haline gelmez.

Ancak borca birlikte imza atılmışsa, kefil olunmuşsa, ortak hesap veya ortak kredi varsa ya da borç aile ihtiyaçları kapsamında yapılmışsa sonuç değişebilir.

Eşin Kredi Borcundan Diğer Eş Sorumlu mudur?

Kural olarak hayır. Eşlerden biri kendi adına bireysel kredi çekmişse, diğer eş kredi sözleşmesine imza atmamışsa veya kefil olmamışsa bu kredi borcundan kişisel olarak sorumlu olmaz.

Örneğin erkek eş kendi adına ihtiyaç kredisi çekmiş ve kadın eş kredi sözleşmesine imza atmamışsa, banka doğrudan kadın eşten bu kredi borcunu talep edemez.

Ancak şu hallerde diğer eşin sorumluluğu gündeme gelebilir:

Krediye birlikte borçlu olarak imza atılmışsa

Diğer eş müşterek borçlu olmuşsa

Diğer eş kefil olmuşsa

Kredi ortak mal veya aile ihtiyacı için kullanılmışsa ve ayrı bir iç ilişki talebi doğmuşsa

Krediyle alınan mal mal rejimi tasfiyesinde değerlendirilecekse

Bu nedenle kredi borcunda en önemli soru şudur: Diğer eş kredi sözleşmesinde hangi sıfatla yer aldı?

Borçlu mu?

Müşterek borçlu mu?

Kefil mi?

Hiç imzası yok mu?

Bu ayrım yapılmadan sağlıklı cevap verilemez.

Eşin Kredi Kartı Borcundan Diğer Eş Sorumlu mudur?

Kural olarak eşlerden biri, diğer eşin kendi adına kullandığı kredi kartı borcundan sorumlu değildir.

Kredi kartı kimin adına düzenlenmişse, kart sözleşmesinin borçlusu genellikle odur. Diğer eş kartı kullanmamış, ek kart sahibi olmamış, kefil veya müşterek borçlu sıfatıyla imza atmamışsa, bankaya karşı doğrudan sorumlu tutulamaz.

Ancak ek kart meselesi ayrı değerlendirilmelidir. Ek kartın kimin adına düzenlendiği, asıl kart sahibinin sorumluluğu ve sözleşme hükümleri incelenmelidir.

Ayrıca kredi kartı borcu evin olağan giderleri, çocukların ihtiyaçları, market, sağlık veya eğitim giderleri için yapılmış olabilir. Bu durumda bankaya karşı sorumluluk ayrı, eşler arasındaki iç hesaplaşma ayrı değerlendirilir.

Bankaya karşı borçlu olmayan eş, doğrudan kredi kartı borçlusu haline gelmez. Ancak mal rejimi veya aile giderleri bakımından taraflar arasında ayrıca hesaplaşma gündeme gelebilir.

Eşin İcra Borcu Diğer Eşe Gelir mi?

Kural olarak eşin icra borcu diğer eşe gelmez.

İcra takibi kimin aleyhine başlatılmışsa, borçlu odur. Diğer eş takip dosyasında borçlu değilse ve borca ilişkin sözleşmede imzası yoksa, alacaklı doğrudan diğer eşin maaşına, banka hesabına veya kişisel mallarına haciz koyamaz.

Ancak uygulamada bazı karışıklıklar yaşanabilir.

Örneğin borçlu eşin haciz işlemi için ortak konuta gelindiğinde, evdeki bazı eşyalar haczedilmek istenebilir. Bu durumda eşyaların kime ait olduğu, haczedilebilir olup olmadığı ve üçüncü kişinin istihkak iddiası gündeme gelebilir.

Yani eşin icra borcu diğer eşin kişisel borcu haline gelmez. Fakat ortak konutta haciz işlemi sırasında ev eşyaları bakımından fiili sorunlar yaşanabilir.

Eşin Borcu Nedeniyle Ortak Eve Haciz Gelir mi?

Borçlu eşin adresi ortak konut olarak görünüyorsa, icra memurları haciz için ortak konuta gelebilir.

Bu durumda evde bulunan malların borçlu eşe ait olduğu varsayımı veya fiili haciz tartışmaları gündeme gelebilir. Ancak evdeki her eşya otomatik olarak borçlu eşe ait kabul edilmez.

Diğer eş, kendisine ait eşyalar bakımından istihkak iddiasında bulunabilir. Fatura, ödeme belgesi, çeyiz listesi, tanık beyanları ve eşyanın kişisel niteliği bu konuda önemlidir.

Özellikle boşanma sürecinde eşlerden birinin borçları nedeniyle evde haciz işlemi yapılması, hem icra hukuku hem aile hukuku bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Eşin Maaşına Diğer Eşin Borcu Nedeniyle Haciz Konulabilir mi?

Kural olarak hayır.

Bir eşin kişisel borcu nedeniyle diğer eşin maaşına haciz konulamaz. Maaş haczi, borçlu olan kişinin maaşı üzerinde uygulanır.

Örneğin kadının kredi borcu varsa ve erkek bu krediye kefil veya müşterek borçlu değilse, erkeğin maaşına bu borç nedeniyle haciz konulamaz.

Ancak diğer eş borca kefil olmuşsa veya müşterek borçlu sıfatıyla imza atmışsa, alacaklı o eşe karşı da takip yapabilir ve maaş haczi talep edebilir.

Bu nedenle yine temel soru, diğer eşin borç ilişkisinde taraf olup olmadığıdır.

Ortak Kredi Çekildiyse Ne Olur?

Eşler birlikte kredi çekmişse, her ikisi de bankaya karşı sorumlu olabilir.

Ortak kredi sözleşmesinde iki eş de borçlu veya müşterek borçlu olarak yer almışsa, banka borcun tamamını sözleşme hükümlerine göre her iki eşten de talep edebilir.

Bu durumda boşanma, bankaya karşı olan borcu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Taraflar kendi aralarında “bu krediyi eşim ödeyecek” diye anlaşmış olabilir; ancak banka bu anlaşmanın tarafı değilse, sözleşmede borçlu görünen eşlere başvurabilir.

Örneğin anlaşmalı boşanma protokolünde “konut kredisi borcunu erkek ödeyecektir” yazılmış olabilir. Fakat kredi sözleşmesinde kadın da müşterek borçluysa, banka ödeme yapılmazsa kadına da başvurabilir. Kadın ödemek zorunda kalırsa, daha sonra iç ilişkide diğer eşe rücu edip edemeyeceği ayrıca değerlendirilir.

Kefil Olan Eş Borçtan Sorumlu Olur mu?

Evet. Eşlerden biri diğerinin borcuna kefil olmuşsa, kefalet sözleşmesi geçerliyse borçtan sorumlu olabilir.

Ancak kefalet bakımından çok önemli bir koruma vardır. Türk Borçlar Kanunu m.584’e göre eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, kural olarak ancak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verilmesi gerekir.

Bu hükmün amacı, eşlerden birinin aile ekonomisini ciddi şekilde etkileyebilecek kefalet yükümlülüğüne diğer eşten habersiz girmesini önlemektir.

Bu nedenle kefalet dosyalarında şu sorular önemlidir:

Kefalet sözleşmesi var mı?

Kefalet tarihi nedir?

Eşin yazılı rızası alınmış mı?

Rıza sözleşmeden önce veya en geç sözleşme anında verilmiş mi?

Ayrılık kararı veya ayrı yaşama hakkı var mı?

Kefalet geçerli mi?

Bu sorular cevaplanmadan kefalet sorumluluğu net değerlendirilemez.

Eşin Rızası Olmadan Kefalet Geçerli midir?

Kural olarak eşin yazılı rızası olmadan kefalet geçerli olmayabilir.

TBK m.584, evli kişinin kefil olabilmesi için diğer eşin yazılı rızasını arar. Bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verilmesi gerekir.

Ancak bu kuralın istisnaları ve ticari hayatla ilgili özel durumları bulunabilir. Özellikle ticari işletme, şirket ortaklığı, tacirlik, esnaf faaliyeti ve kanuni istisnalar bakımından kefaletin niteliği dikkatle incelenmelidir.

Bu nedenle “eş rızası yoksa her kefalet kesin geçersizdir” şeklinde mekanik bir değerlendirme yapılmamalıdır. Somut sözleşme, tarafların sıfatı, borcun türü ve özel kanun hükümleri incelenmelidir.

Evlilik Birliğinin Temsili Nedir?

Evlilik birliğinin temsili, eşlerden birinin aile hayatının olağan ihtiyaçları için yaptığı hukuki işlemlerin diğer eşi de bağlayabilmesidir.

Türk Medeni Kanunu m.188 ve devamında evlilik birliğinin temsili düzenlenmiştir. Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil edebilir.

Örneğin evin olağan market giderleri, çocukların temel ihtiyaçları, aile konutuna ilişkin bazı zorunlu giderler ve günlük yaşamın makul harcamaları bu kapsamda değerlendirilebilir.

Ancak bu temsil yetkisi sınırsız değildir. Bir eş, diğer eşten habersiz yüksek tutarlı kredi çekip bunu her zaman evlilik birliğinin temsili saydıramaz.

Evlilik Birliğinin Temsilinde Eşler Birlikte Sorumlu Olur mu?

Evet, temsil yetkisi kullanılmışsa eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olabilir.

TMK m.189’a göre evlilik birliğini temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olur. Ancak eşlerden biri temsil yetkisi bulunmaksızın yaptığı işlemlerden kişisel olarak sorumludur.

Bu madde çok önemlidir. Çünkü her borç için değil, evlilik birliğini temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde ortak sorumluluk doğar.

Örneğin ailenin olağan ihtiyaçları için yapılan makul borçlar ile eşlerden birinin kendi kişisel lüks harcamaları aynı değerlendirilmez.

Hangi Borçlar Aile İhtiyacı Sayılabilir?

Aile ihtiyacı sayılabilecek borçlar somut olaya göre değişir.

Şu giderler aile ihtiyacı olarak değerlendirilebilir:

Market giderleri

Çocukların temel ihtiyaçları

Evin zorunlu giderleri

Elektrik, su, doğalgaz gibi faturalar

Temel sağlık giderleri

Çocuğun eğitim giderleri

Aile konutunun olağan giderleri

Günlük yaşam için makul harcamalar

Ancak şu harcamalar her zaman aile ihtiyacı sayılmayabilir:

Kişisel lüks harcamalar

Kumar borcu

Kişisel tatil borcu

Eşin gizli ilişkisi için yaptığı harcamalar

Ticari risk borçları

Kişisel yatırım borçları

Diğer eşten gizlenen yüksek tutarlı krediler

Aile ihtiyacı değerlendirmesinde harcamanın amacı, tutarı, ailenin ekonomik seviyesi ve diğer eşin bilgisi önemlidir.

Eşin Kumar Borcundan Diğer Eş Sorumlu mudur?

Kural olarak hayır.

Eşlerden birinin kumar borcu, bahis borcu veya kişisel eğlence borcu diğer eşi otomatik olarak bağlamaz. Bu tür borçlar aile ihtiyacı kapsamında değerlendirilemez.

Ayrıca kumar veya bahis nedeniyle ailenin ekonomik düzeninin bozulması, boşanma davasında kusur olarak ileri sürülebilir. Eşin aile gelirini kumara harcaması, borçlanması, eve haciz gelmesine neden olması veya aileyi ekonomik olarak zor durumda bırakması evlilik birliğini temelinden sarsabilir.

Ancak diğer eş bu borca kefil olmuşsa, birlikte imza atmışsa veya borcun başka hukuki bağlantısı varsa ayrıca değerlendirme yapılır.

Eşin Ticari Borçlarından Diğer Eş Sorumlu mudur?

Kural olarak eş, diğer eşin ticari borçlarından sorumlu değildir.

Bir eş ticari işletme sahibi olabilir, şirket ortağı olabilir veya ticari kredi kullanmış olabilir. Diğer eş bu borçlara kefil olmamış, ortak olmamış veya sözleşmeye imza atmamışsa, sırf evli olduğu için ticari borçlardan sorumlu olmaz.

Ancak ticari borçlar aile malvarlığını dolaylı etkileyebilir. Örneğin borçlu eşin adına kayıtlı mallara haciz gelebilir. Bu mallar edinilmiş mal niteliğindeyse, mal rejimi tasfiyesinde diğer eşin alacağı etkilenebilir. Ayrıca borçlu eşin mal kaçırma veya muvazaalı işlem yapma riski ortaya çıkabilir.

Bu nedenle ticari borçlar, bankaya veya alacaklıya karşı sorumluluk bakımından ayrı; mal rejimi ve boşanma stratejisi bakımından ayrı değerlendirilmelidir.

Şirket Borçlarından Eş Sorumlu Olur mu?

Kural olarak şirket borcu şirketin borcudur. Eş, şirket ortağı değilse, yönetici değilse, kefil değilse veya kişisel garanti vermemişse şirket borçlarından sorumlu olmaz.

Ancak eş şirket ortağıysa, ortaklık türüne göre sorumluluk değişebilir. Limited şirket, anonim şirket, şahıs işletmesi veya adi ortaklık gibi yapılar farklı sonuçlar doğurur.

Örneğin eş yalnızca limited şirket ortağıysa şirket borçlarından kişisel sorumluluğu sınırlı olabilir. Ancak banka kredisine şahsi kefalet vermişse veya şahsi garanti imzalamışsa sorumluluk doğabilir.

Diğer eş açısından ise yine temel soru şudur: Bu borca imza attı mı, kefil oldu mu, ortak mı, kişisel garanti verdi mi?

Cevap hayırsa, sırf evli olduğu için şirket borcundan sorumlu olmaz.

Eşin Vergi Borcundan Diğer Eş Sorumlu mudur?

Kural olarak eşlerden biri, diğer eşin kişisel veya ticari vergi borcundan sorumlu değildir.

Vergi borcu kimin adına doğmuşsa, idare borcu o kişiden veya ilgili şirketten tahsil eder.

Ancak eşler birlikte ticari faaliyette bulunuyorsa, şirket ortaklığı varsa, işletme ortak yürütülüyorsa veya malvarlığı devirleriyle kamu alacağından kaçma iddiası varsa özel değerlendirme gerekebilir.

Boşanma hukuku bakımından ise vergi borçları mal rejimi tasfiyesinde dikkate alınabilir. Borcun gerçek olup olmadığı, hangi malvarlığıyla bağlantılı olduğu ve edinilmiş mal hesabını etkileyip etkilemediği ayrıca incelenir.

Eşin Borcu Mal Paylaşımını Etkiler mi?

Evet, bazı durumlarda etkileyebilir.

Boşanmada mal rejiminin tasfiyesinde yalnızca mallar değil, bazı borçlar da dikkate alınır. Edinilmiş mallara katılma rejiminde artık değer hesabı yapılırken edinilmiş mallardan bu mallara ilişkin borçlar düşülebilir.

Ancak her borç otomatik olarak mal paylaşımı hesabından düşülmez. Borcun hangi mala ilişkin olduğu, ne zaman doğduğu, gerçekten ödenip ödenmediği ve kişisel borç mu aile/malvarlığı borcu mu olduğu incelenir.

Örneğin evlilik içinde alınan evin kredi borcu varsa, bu borç evin değer hesabında dikkate alınabilir. Ancak eşin kişisel kumar borcu veya gizli ilişki için yaptığı harcamalar mal rejimi hesabında aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.

Boşanmada Borçlar Nasıl Paylaşılır?

Boşanmada borçlar, mallar gibi doğrudan “yarı yarıya paylaşılır” denilerek dağıtılmaz.

Öncelikle borcun kime ait olduğu belirlenir. Bankaya, alacaklıya veya üçüncü kişiye karşı borçlu kimse, dış ilişkide sorumlu olan odur.

Eşler arasındaki iç ilişkide ise borcun ne için yapıldığına bakılır.

Borç aile konutu için mi?

Çocukların eğitimi için mi?

Ortak yaşam giderleri için mi?

Evlilik içinde alınan mal için mi?

Yoksa tamamen kişisel harcama için mi?

Bu ayrım önemlidir.

Mal rejimi tasfiyesinde borç, ilgili malın değerinden düşülebilir veya eşler arasında denkleştirme/kistem hesaplarına konu olabilir. Ancak alacaklıya karşı sorumluluk, sözleşmedeki borçlu sıfatına göre devam eder.

Anlaşmalı Boşanmada Borçlar Nasıl Yazılmalıdır?

Anlaşmalı boşanma protokolünde borçlar açıkça düzenlenmelidir.

Örneğin:

“Konut kredisi borcu davalı erkek tarafından ödenecektir.”

“Kredi kartı borçları hangi taraf adına ise o tarafça ödenecektir.”

“Taraflar, birbirleri adına yapılmış herhangi bir borçtan sorumlu olmadıklarını kabul ederler.”

“Ortak kullanılan ihtiyaç kredisinin kalan taksitleri taraflarca yarı yarıya ödenecektir.”

Ancak burada önemli bir nokta vardır: Protokoldeki düzenleme, bankayı veya üçüncü kişiyi otomatik olarak bağlamaz.

Eğer banka sözleşmesinde her iki eş de borçluysa, tarafların kendi aralarında “borcu erkek ödeyecek” diye anlaşması bankaya karşı kadının sorumluluğunu kendiliğinden kaldırmaz. Kadın bankaya ödeme yapmak zorunda kalırsa, protokole dayanarak diğer eşe rücu edebilir.

Bu nedenle protokolde borçlar açık, ayrıntılı ve uygulanabilir şekilde yazılmalıdır.

Boşanma Protokolü Bankayı Bağlar mı?

Kural olarak hayır.

Anlaşmalı boşanma protokolü eşler arasındaki ilişkiyi düzenler. Banka veya alacaklı protokolün tarafı değilse, protokol bankanın sözleşmeden doğan haklarını ortadan kaldırmaz.

Örneğin ortak konut kredisi hem kadın hem erkek adına çekilmişse ve protokolde “krediyi erkek ödeyecektir” yazıyorsa, banka ödeme yapılmadığında yine sözleşmede borçlu görünen her iki eşe de başvurabilir.

Bu durumda protokol, eşler arasındaki iç ilişki bakımından önem taşır. Borcu ödeyen eş, protokole aykırı davranan diğer eşe karşı alacak talebinde bulunabilir.

Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünde borçlar yazılırken “bankaya karşı sorumluluk” ile “eşler arasındaki iç sorumluluk” ayrılmalıdır.

Eşin Borçları Nedeniyle Aile Konutu Satılabilir mi?

Eşlerden birinin borcu nedeniyle onun adına kayıtlı taşınmazlar haczedilebilir ve şartları varsa satılabilir. Ancak taşınmaz aile konutu niteliğindeyse TMK m.194 koruması gündeme gelebilir.

Aile konutu üzerinde diğer eşin açık rızası olmadan devir veya hak sınırlaması yapılamaz. Fakat haciz ve cebri icra işlemleri, malik eşin kendi rızasıyla yaptığı satıştan farklıdır. Bu nedenle aile konutu şerhi, haciz ve satış süreci birlikte değerlendirilmelidir.

Aile konutu şerhi, bazı durumlarda diğer eşin korunmasını güçlendirir; ancak borçlu eşin alacaklılarına karşı her durumda mutlak koruma sağlamaz.

Bu konu teknik olduğundan, aile konutu üzerindeki haciz ve satış işlemleri ayrıca dosya bazında incelenmelidir.

Eşin Borcu Nedeniyle Diğer Eşin Banka Hesabına Bloke Konulabilir mi?

Kural olarak hayır.

Borçlu olmayan eşin kişisel banka hesabına, diğer eşin borcu nedeniyle haciz veya bloke konulamaz.

Ancak hesap ortak hesapsa, borçlu eşin hesapta payı olduğu iddia edilebilir. Ortak hesap, müşterek hesap, şirket hesabı veya borçlu eşin fiilen kullandığı hesaplar bakımından durum değişebilir.

Ayrıca borçlu eşin paralarını diğer eşin hesabına aktardığı ve alacaklılardan mal kaçırdığı iddia ediliyorsa, muvazaa veya tasarrufun iptali gibi ayrı hukuki süreçler gündeme gelebilir.

Bu nedenle banka hesabı kişisel mi, ortak mı, fiilen kim kullanıyor ve para hareketleri neyi gösteriyor soruları önemlidir.

Eşin Borcu Nedeniyle Diğer Eşin Arabası Haczedilebilir mi?

Borçlu olmayan eşin adına kayıtlı araç, kural olarak diğer eşin borcu nedeniyle haczedilemez.

Araç kimin adına kayıtlıysa icra takibinde o kişinin malvarlığı olarak görünür. Borçlu olmayan eş, diğer eşin borcu nedeniyle kendi adına kayıtlı aracın haczine karşı itiraz ve istihkak yollarını değerlendirebilir.

Ancak aracın gerçekte borçlu eşe ait olduğu, sırf alacaklılardan kaçırmak için diğer eş üzerine geçirildiği iddia ediliyorsa, alacaklı tasarrufun iptali veya muvazaa iddiası gibi yollara başvurabilir.

Boşanma sürecinde de bu tür devirler mal kaçırma iddiasına konu olabilir.

Eşin Borcunu Ödeyen Diğer Eş Parasını Geri İsteyebilir mi?

Bazı durumlarda evet.

Eşlerden biri diğer eşin borcunu ödemişse, bu ödemenin niteliği önemlidir. Ödeme bağış mıydı, aile giderine katkı mıydı, borç verme mi vardı, protokol gereği mi ödendi, yoksa icra tehdidi nedeniyle mi yapıldı?

Eğer bir eş, diğer eşin kişisel borcunu onun yerine ödemiş ve bu ödeme bağış niteliğinde değilse, şartları varsa rücu veya alacak talebi gündeme gelebilir.

Ancak evlilik içinde yapılan her ödeme otomatik olarak geri istenemez. Eşler evlilik birliği içinde aile giderlerine güçleri oranında katılmakla yükümlüdür. Bu nedenle ödeme aile gideri mi, kişisel borç mu ayrımı yapılmalıdır.

Eşin Borç Yapması Boşanma Sebebi midir?

Eşin borç yapması her zaman boşanma sebebi değildir. Ancak borçlanma aile düzenini bozacak, güveni sarsacak veya ekonomik şiddet oluşturacak hale gelmişse boşanma sebebi olabilir.

Örneğin:

Eşin sürekli gizli borç yapması

Aile gelirini kumara harcaması

Diğer eşten habersiz yüksek kredi çekmesi

Eve haciz gelmesine neden olması

Aile geçimini sağlamaması

Kredi kartlarını kontrolsüz kullanması

Sahte borçlar oluşturması

Diğer eşi borçlandırması

Eşin imzasını taklit etmesi

Bu davranışlar evlilik birliğini temelinden sarsabilir.

Bu durumda borç meselesi yalnızca mali bir konu değil, aynı zamanda boşanma davasında kusur konusu haline gelir.

Borçlar Velayeti Etkiler mi?

Borçlar tek başına velayeti belirlemez. Velayette temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Ancak borçlanma çocuğun hayatını doğrudan etkiliyorsa velayet değerlendirmesinde önem kazanabilir.

Örneğin bir ebeveynin kumar veya madde bağımlılığı nedeniyle sürekli borçlanması, çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamaması, eğitim ve sağlık giderlerini ihmal etmesi veya çocuğu ekonomik belirsizlik içinde bırakması velayet bakımından değerlendirilebilir.

Buna karşılık sırf bir ebeveynin kredi borcu olması, otomatik olarak kötü ebeveyn olduğu anlamına gelmez.

Borçlar Nafakayı Etkiler mi?

Evet, borçlar nafaka değerlendirmesinde dikkate alınabilir; ancak her borç nafakayı azaltmaz.

Nafaka belirlenirken tarafların gelirleri, giderleri, yaşam standartları, çocukların ihtiyaçları ve ödeme güçleri değerlendirilir. Borçlar da bu ekonomik tablo içinde incelenebilir.

Ancak nafaka borçlusu, kendi kusurlu harcamaları veya lüks borçları nedeniyle “param yok” diyerek nafaka yükümlülüğünden kaçamaz.

Örneğin çocuk için iştirak nafakası belirlenirken çocuğun ihtiyaçları önceliklidir. Borçlunun gereksiz lüks harcamaları veya keyfi borçları, çocuğun nafaka hakkını ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık zorunlu kredi borçları, sağlık giderleri veya gerçek ekonomik zorluklar nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Eş Borçlarını Gizliyorsa Ne Yapılabilir?

Boşanma sürecinde eşin borçlarını gizlemesi veya malvarlığını olduğundan farklı göstermesi sık görülür.

Bu durumda mahkemeden sosyal-ekonomik durum araştırması yapılması, banka kayıtlarının, tapu kayıtlarının, araç kayıtlarının, SGK kayıtlarının, şirket kayıtlarının ve icra dosyalarının celbi talep edilebilir.

Mal rejimi davasında borçların gerçek olup olmadığı ayrıca incelenmelidir. Sahte borçlar, muvazaalı senetler veya yakın akrabalara düzenlenmiş gerçek dışı borçlar tasfiye hesabında tartışılabilir.

Bu tür dosyalarda borcun tarihi, alacaklısı, ödeme belgeleri, banka hareketleri ve ekonomik gerçeklik önemlidir.

Boşanma Davasında Borçlar Dilekçede Nasıl Anlatılmalıdır?

Borçlar dava dilekçesinde somut ve belgeli şekilde anlatılmalıdır.

Örneğin:

“Davalı eş, evlilik birliği boyunca davacıdan habersiz şekilde yüksek miktarda kredi ve kredi kartı borcu yapmış, aile gelirini kumar ve kişisel harcamalara yönlendirmiş, bu nedenle eve haciz gelmesine sebep olmuştur. Bu hususlar banka kayıtları, icra dosyaları ve tanık beyanlarıyla ispatlanacaktır.”

veya

“Tarafların müşterek konut kredisi bulunmakta olup, kredi sözleşmesinde her iki taraf borçlu görünmektedir. Anlaşmalı boşanma protokolünde kredi borcunun hangi tarafça ödeneceğinin açık şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.”

şeklinde anlatım yapılabilir.

Borç konusu soyut bırakılmamalıdır. Hangi borç, ne zaman, kim adına, hangi amaçla yapılmış ve aileyi nasıl etkilemiş açık yazılmalıdır.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü İçin Örnek Borç Hükümleri

Anlaşmalı boşanma protokolünde şu tarz hükümler kullanılabilir:

“Taraflar, kendi adlarına kayıtlı kredi kartı ve bireysel kredi borçlarından kendilerinin sorumlu olduğunu kabul ederler.”

“… Bankası nezdindeki … numaralı konut kredisi borcunun kalan taksitleri davalı erkek tarafından ödenecek olup, davacı kadın bu borç nedeniyle ödeme yapmak zorunda kalırsa ödediği tutarı davalı erkekten talep edebilecektir.”

“Taraflar, birbirlerinin kişisel borçlarından sorumlu olmadıklarını, protokol tarihinden önce ve sonra kendi adlarına doğmuş borçlardan bizzat sorumlu olacaklarını kabul ederler.”

“Müşterek kredi borcunun kalan taksitleri taraflarca yarı yarıya ödenecek olup, taraflardan birinin kendi payını ödememesi halinde diğer taraf ödediği fazla tutarı rücuen talep edebilecektir.”

“Taraflar, üçüncü kişilere ve bankalara karşı mevcut sözleşmelerden doğan sorumlulukların işbu protokol ile kendiliğinden ortadan kalkmayacağını bildiklerini kabul ederler.”

Bu hükümler somut dosyaya göre uyarlanmalıdır.

Borçlar Konusunda En Sık Yapılan Hatalar

Bu konuda sık yapılan hatalar şunlardır:

Evli olunca tüm borçlardan otomatik sorumlu olunacağını sanmak

Eşin kredi borcunu hiç imza yokken kendi borcu zannetmek

Ortak kredi ile kişisel krediyi karıştırmak

Kefaletin sonuçlarını bilmeden imza atmak

Eş rızası gereken kefaletlerde rıza şartını incelememek

Anlaşmalı boşanma protokolünün bankayı bağladığını sanmak

Protokolde borçları belirsiz bırakmak

“Bütün borçları erkek ödeyecek” gibi infazı zor hükümler yazmak

Banka borcu ile eşler arasındaki iç ilişkiyi ayırmamak

Eşin borcunun mal paylaşımını nasıl etkileyeceğini değerlendirmemek

Sahte borç iddialarını araştırmamak

İcra borcu nedeniyle ortak eve haciz gelince istihkak hakkını kullanmamak

Bu hatalar hem boşanma davasında hem icra ve mal rejimi süreçlerinde ciddi hak kaybına yol açabilir.

Pratik Kontrol Listesi

Eşin borçlarından sorumluluk değerlendirilirken şu sorular cevaplanmalıdır:

Borç kimin adına?

Diğer eş sözleşmeye imza attı mı?

Diğer eş müşterek borçlu mu?

Diğer eş kefil mi?

Kefalette eş rızası var mı?

Borç aile ihtiyacı için mi yapıldı?

Borç kişisel harcama mı?

Borç ticari faaliyetle mi ilgili?

Borç evlilik içinde alınan bir mala mı bağlı?

Borç gerçek mi, muvazaalı mı?

İcra takibi kime karşı yapılmış?

Diğer eşin maaşına veya hesabına haciz uygulanmış mı?

Ortak konutta haciz işlemi var mı?

Anlaşmalı boşanma protokolünde borçlar açık yazılmış mı?

Banka veya alacaklı protokolün tarafı mı?

Mal rejimi tasfiyesinde borç dikkate alınacak mı?

Bu sorular cevaplanmadan “eş borçtan sorumludur” veya “sorumlu değildir” demek doğru olmaz.

Sonuç

Boşanmada eşlerden biri, diğer eşin bütün borçlarından otomatik olarak sorumlu değildir. Genel kural, herkesin kendi borcundan sorumlu olmasıdır. Eşin kendi adına çektiği kredi, kullandığı kredi kartı, yaptığı ticari borç veya kişisel harcama diğer eşi kendiliğinden borçlu yapmaz.

Ancak borca birlikte imza atılmışsa, müşterek borçlu olunmuşsa, kefalet verilmişse, ortak kredi kullanılmışsa veya borç evlilik birliğinin temsil yetkisi kapsamında aile ihtiyaçları için yapılmışsa diğer eşin sorumluluğu gündeme gelebilir.

TMK m.189’a göre evlilik birliğini temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olabilir. Ancak temsil yetkisi bulunmadan yapılan işlemlerden kural olarak işlemi yapan eş kişisel olarak sorumludur. Kefalet bakımından ise TBK m.584 gereği, eşlerden birinin kefil olabilmesi için kural olarak diğer eşin yazılı rızası gerekir.

Boşanma protokolünde borçların kim tarafından ödeneceği açıkça yazılmalıdır. Ancak bu protokol, banka veya üçüncü kişileri otomatik olarak bağlamaz. Bankaya karşı sorumluluk sözleşmeye göre; eşler arasındaki iç sorumluluk ise protokol, mal rejimi ve genel hükümlere göre değerlendirilir.

Bu nedenle boşanma sürecinde borçlar; kredi, kredi kartı, kefalet, icra, ticari borç, aile gideri, mal rejimi ve nafaka etkileri bakımından ayrı ayrı incelenmelidir.

Similar Posts

  • 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma Kararı

    6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma Kararı Nasıl Alınır? 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunması amacıyla verilen hukuki tedbirleri ifade eder. Uygulamada bu kararlar çoğu zaman “uzaklaştırma kararı”, “koruma kararı”, “tedbir kararı” veya “6284 kararı” olarak bilinmektedir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair…

  • Velayet Davasında Çocuğun Üstün Yararı Nedir?

    Velayet Davasında Çocuğun Üstün Yararı Nedir? Velayet, çocuğun bakımını, eğitimini, korunmasını, temsil edilmesini ve gelişimiyle ilgili önemli kararların alınmasını kapsayan hukuki bir kurumdur. Velayet yalnızca anne veya babaya tanınan bir hak değil, aynı zamanda çocuğun yararına kullanılması gereken ciddi bir sorumluluktur. Türk Medeni Kanunu’na göre ergin olmayan çocuk, kural olarak anne ve babasının velayeti altındadır….

  • Boşanma Davası

    Boşanma Davası Nasıl Açılır? Boşanma davası, evlilik birliğinin hukuken sona erdirilmesi amacıyla aile mahkemesinde açılan davadır. Boşanma süreci yalnızca eşlerin ayrılması anlamına gelmez; aynı zamanda velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı ve çocukla kişisel ilişki gibi birçok hukuki sonucu da beraberinde getirebilir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce sürecin anlaşmalı mı yoksa çekişmeli…

  • Çocuğun Mahkemede Görüşünün Alınması

    Çocuğun Mahkemede Dinlenmesi Nasıl Gerçekleşir? Boşanma, velayet, velayetin değiştirilmesi ve çocukla kişisel ilişki davalarında en hassas konulardan biri çocuğun mahkemede dinlenmesidir. Çünkü bu tür davalarda verilecek karar doğrudan çocuğun hayatını, okul düzenini, psikolojik gelişimini, anne ve babayla ilişkisini ve günlük yaşamını etkileyebilir. Çocuğun mahkemede dinlenmesi, çocuğun taraflardan birinin lehine veya aleyhine “tanık” gibi dinlenmesi anlamına…

  • Nafaka Ödenmezse Ne Yapılır?

    Nafaka Ödenmezse Ne Yapılır? Nafaka, mahkeme kararıyla belirlenen ve nafaka borçlusunun düzenli olarak ödemesi gereken bir yükümlülüktür. Boşanma davası devam ederken tedbir nafakası, boşanma kararıyla birlikte yoksulluk nafakası veya iştirak nafakası, bazı durumlarda ise yardım nafakası gündeme gelebilir. Nafaka borçlusu mahkeme kararına rağmen nafakayı ödemezse, nafaka alacaklısı icra takibi başlatabilir. Şartları oluşmuşsa borçlu hakkında tazyik…

  • Nafaka Artırım Davası

    Nafaka Artırım Davası Nasıl Açılır? Nafaka artırım davası, daha önce mahkeme kararıyla hükmedilen nafaka miktarının değişen ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle yetersiz kalması halinde açılan davadır. Boşanma kararından sonra tarafların gelir durumu değişebilir, çocuğun ihtiyaçları artabilir, eğitim ve sağlık giderleri çoğalabilir veya mevcut nafaka enflasyon karşısında yetersiz hale gelebilir. Bu durumda nafaka alacaklısı, aile mahkemesine…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir