Çocuğun Mahkemede Görüşünün Alınması
Çocuğun Mahkemede Dinlenmesi Nasıl Gerçekleşir?
Boşanma, velayet, velayetin değiştirilmesi ve çocukla kişisel ilişki davalarında en hassas konulardan biri çocuğun mahkemede dinlenmesidir. Çünkü bu tür davalarda verilecek karar doğrudan çocuğun hayatını, okul düzenini, psikolojik gelişimini, anne ve babayla ilişkisini ve günlük yaşamını etkileyebilir.
Çocuğun mahkemede dinlenmesi, çocuğun taraflardan birinin lehine veya aleyhine “tanık” gibi dinlenmesi anlamına gelmez. Çocuk, anne ve babası arasındaki davanın tarafı haline getirilmemelidir. Buradaki amaç, çocuğun kendisini ilgilendiren konuda görüşünü almak ve bu görüşü çocuğun üstün yararı çerçevesinde değerlendirmektir.
Bu nedenle çocuğun dinlenmesi süreci, sıradan bir tanık dinleme işlemi gibi değil; çocuğun yaşı, olgunluğu, psikolojik durumu ve dava konusu dikkate alınarak yürütülmelidir.
Çocuğun Mahkemede Dinlenmesi Ne Demektir?
Çocuğun mahkemede dinlenmesi, çocuğun kendisini ilgilendiren velayet, kişisel ilişki, yerleşim yeri, bakım düzeni veya benzeri konularda görüşünün alınmasıdır.
Bu görüş alma işlemi hâkim tarafından doğrudan yapılabileceği gibi, pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı gibi uzmanlar aracılığıyla da gerçekleştirilebilir.
Özellikle aile mahkemelerinde çocukların doğrudan duruşma salonunda, anne ve babanın yanında, baskı altında ifade vermesi doğru bir yöntem değildir. Çocuğun yaşı ve psikolojik durumu dikkate alınarak daha güvenli, sakin ve çocuk dostu bir ortamda görüşünün alınması gerekir.
Burada temel amaç çocuğa “annenle mi kalmak istiyorsun, babanla mı?” şeklinde baskı kurmak değildir. Amaç, çocuğun yaşam düzeni, duygusal bağı, güvenlik ihtiyacı, okul düzeni ve anne-babayla ilişkisi hakkında sağlıklı bilgi edinmektir.
Çocuk Her Davada Dinlenir mi?
Çocuk her aile hukuku davasında otomatik olarak dinlenmez. Çocuğun dinlenip dinlenmeyeceği, davanın konusu ve çocuğun yaşına, olgunluğuna ve psikolojik durumuna göre değerlendirilir.
Örneğin boşanma davasında çocuk yoksa böyle bir mesele zaten gündeme gelmez. Çocuk varsa ve uyuşmazlık velayet, kişisel ilişki, çocuğun yerleşim yeri veya bakım düzeniyle ilgiliyse çocuğun görüşünün alınması önem kazanabilir.
Velayet davasında, velayetin değiştirilmesi davasında, çocukla kişisel ilişkinin kurulması, sınırlandırılması veya kaldırılması taleplerinde çocuğun görüşü özellikle önemli olabilir.
Ancak çocuk çok küçükse, kendisini ifade edemeyecek durumdaysa veya dinlenmesi çocuğa psikolojik zarar verecekse mahkeme başka yöntemlere başvurabilir. Bu durumda sosyal inceleme raporu, uzman görüşü, okul ve sağlık kayıtları, anne-baba tutumları ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Çocuğun Dinlenmesinde Yaş Sınırı Var mı?
Kanunda “şu yaştan itibaren çocuk mutlaka dinlenir” şeklinde kesin bir yaş sınırı yoktur.
Uygulamada “idrak çağı” kavramı kullanılır. İdrak çağı, çocuğun kendisini ilgilendiren olayı anlayabilecek, görüş oluşturabilecek ve bu görüşünü ifade edebilecek olgunluğa ulaşması anlamına gelir.
Bazı Yargıtay kararlarında sekiz yaşındaki çocuğun dahi somut olayın özelliklerine göre idrak çağında kabul edildiği görülmektedir. Ancak bu, her sekiz yaşındaki çocuğun mutlaka aynı şekilde değerlendirileceği anlamına gelmez.
Çocuğun yaşı kadar zihinsel, duygusal ve sosyal olgunluğu da önemlidir. Aynı yaştaki iki çocuğun algılama ve ifade kapasitesi farklı olabilir.
Bu nedenle mahkeme, çocuğun sadece nüfus yaşına değil; gelişim düzeyine, dava konusunu anlayıp anlayamadığına, baskı altında olup olmadığına ve görüşünün güvenilirliğine bakmalıdır.
Çocuk Mahkeme Salonunda mı Dinlenir?
Çocuk her zaman klasik duruşma salonunda dinlenmek zorunda değildir. Hatta çoğu durumda çocuğun anne ve babanın bulunduğu gergin duruşma ortamında dinlenmesi uygun olmayabilir.
Çocuğun dinlenmesi, mahkeme hâkimi tarafından uygun bir odada yapılabilir. Ayrıca aile mahkemesi uzmanları, pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı aracılığıyla çocuğun görüşü alınabilir.
Bazı durumlarda çocuk, sosyal inceleme sürecinde uzmanla görüşür. Uzman, çocuğun beyanını, gözlemlerini, aile ilişkilerini ve çocuğun ihtiyaçlarını değerlendirerek mahkemeye rapor sunar.
Çocuğun görüşünün alınmasında amaç, çocuğu korkutmak veya zorlamak değil; kendisini güvende hissettiği bir ortamda, serbest iradesiyle düşüncesini ifade etmesini sağlamaktır.
Pedagog veya Uzman Eşliğinde Dinleme Nedir?
Aile mahkemelerinde çocukla ilgili uyuşmazlıklarda uzmanlardan yararlanılabilir. Bu uzmanlar psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı olabilir.
Uzman eşliğinde dinleme, çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve psikolojik durumuna uygun şekilde görüşünün alınmasını sağlar.
Uzman, çocuğa doğrudan yönlendirici ve baskı kuran sorular sormadan, çocuğun aile ilişkilerini, günlük yaşamını, kaygılarını, anne ve babayla bağını, okul düzenini ve güvenlik ihtiyacını anlamaya çalışır.
Bu süreçte uzman yalnızca çocuğun “kimi istediğini” yazmaz. Çocuğun bu görüşü neden söylediğini, baskı altında olup olmadığını, ebeveyn yönlendirmesi bulunup bulunmadığını, çocuğun duygusal durumunu ve çocuğun üstün yararı bakımından neyin uygun olduğunu değerlendirir.
Bu nedenle sosyal inceleme raporu veya uzman raporu, velayet davalarında çok önemli olabilir.
Çocuk Tanık Gibi Dinlenir mi?
Hayır. Çocuk, anne ve babası arasındaki davada sıradan bir tanık gibi dinlenmemelidir.
Tanık, genellikle bir olay hakkında bilgi veren kişidir. Oysa velayet veya kişisel ilişki davalarında çocuk, dava konusunun merkezindedir. Karar onun hayatını doğrudan etkiler.
Bu nedenle çocuğa “annen şöyle yaptı mı?”, “baban sana ne dedi?”, “kimin haklı olduğunu düşünüyorsun?” gibi çocuğu anne-baba çatışmasının içine sokan sorular yöneltilmemelidir.
Çocuğun dinlenmesi, çocuğun taraflardan birini suçlaması veya seçmesi için yapılmaz. Çocuk, anne ve baba arasında hakem gibi konumlandırılmamalıdır.
Mahkeme açısından esas olan, çocuğun yaşam düzeni, psikolojik güvenliği, bakım ihtiyacı ve üstün yararıdır.
Çocuğa “Anneni mi Babanı mı İstiyorsun?” Diye Sorulur mu?
Uygulamada en yanlış bilinen konulardan biri budur. Çocuğa doğrudan ve baskılayıcı şekilde “annenle mi kalmak istiyorsun, babanla mı?” diye sormak çoğu zaman sağlıklı değildir.
Bu soru çocuğu ağır bir vicdani yük altında bırakabilir. Çocuk bir ebeveyni seçerse diğerini terk etmiş gibi hissedebilir. Bu da çocukta suçluluk, kaygı ve baskı yaratabilir.
Daha doğru yaklaşım, çocuğun günlük yaşamını, kiminle nasıl vakit geçirdiğini, kendisini nerede güvende hissettiğini, okul düzenini, anne ve babayla ilişkisini, ihtiyaçlarını ve duygularını anlamaya yöneliktir.
Elbette idrak çağındaki çocuğun kimin yanında yaşamak istediği sorulabilir. Ancak bu soru çocuğu zorlayan, yönlendiren veya anne-baba arasında seçim yapmaya mecbur bırakan bir tarzda sorulmamalıdır.
Çocuğun cevabı da tek başına kararı belirlemez. Hâkim, çocuğun görüşünü tüm delillerle birlikte değerlendirir.
Çocuğun Görüşü Mahkemeyi Bağlar mı?
Hayır. Çocuğun görüşü önemlidir; ancak mahkemeyi mutlak şekilde bağlamaz.
Çocuk “annemde kalmak istiyorum” veya “babamda kalmak istiyorum” diyebilir. Mahkeme bu beyanı dikkate alır. Ancak hâkim, çocuğun bu görüşü hangi koşullarda açıkladığını, baskı altında olup olmadığını, yönlendirilip yönlendirilmediğini ve beyanın çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını ayrıca değerlendirir.
Örneğin çocuk, kendisine daha az kural koyan ebeveyni seçmek isteyebilir. Ya da bir ebeveyn, diğer ebeveyni kötüleyerek çocuğu etkileyebilir. Bazı durumlarda çocuk, yanında yaşadığı ebeveyni üzmemek için onun yanında kalmak istediğini söyleyebilir.
Bu nedenle çocuğun görüşü çok önemlidir; fakat tek başına kesin sonuç doğurmaz. Mahkeme; sosyal inceleme raporu, tanıklar, okul kayıtları, sağlık kayıtları, anne-baba tutumları ve çocuğun üstün yararıyla birlikte karar verir.
Çocuğun Görüşü Ne Zaman Daha Etkili Olur?
Çocuğun görüşü, çocuğun yaşı ve olgunluğu arttıkça daha etkili hale gelebilir.
Kendisini ifade edebilen, olayları anlayabilen, anne-baba çatışmasından bağımsız görüş oluşturabilen ve görüşünü tutarlı şekilde açıklayabilen çocuğun beyanı mahkeme açısından daha fazla önem taşır.
Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda, çocuğun yaşam düzeni, okul çevresi, sosyal ilişkileri ve kendi tercihleri daha dikkatli değerlendirilir.
Ancak yine de çocuğun görüşü tek başına yeterli değildir. Çocuğun tercihinin onun üstün yararına uygun olup olmadığı ayrıca incelenir.
Örneğin çocuk okulunu bırakmak pahasına bir ebeveynin yanına gitmek istiyorsa, bu tercih çocuğun eğitim hakkı ve gelişimi bakımından sorgulanabilir.
Çocuk Baskı Altında Görüş Bildirirse Ne Olur?
Velayet ve kişisel ilişki davalarında en büyük risklerden biri çocuğun anne veya baba tarafından yönlendirilmesidir.
Bir ebeveyn çocuğa sürekli diğer ebeveyni kötüleyebilir, “beni seçmezsen üzülürüm” diyebilir, çocuğu tehdit edebilir veya çocuğa ödül vaat edebilir. Bu durumda çocuğun beyanı serbest iradeye dayanmayabilir.
Mahkeme ve uzmanlar, çocuğun beyanının gerçekten kendi görüşü olup olmadığını değerlendirmeye çalışır.
Çocuğun yaşına uymayan ifadeler kullanması, bir ebeveynin cümlelerini tekrar etmesi, aşırı korku veya suçluluk içinde konuşması, diğer ebeveyni hiçbir somut neden olmadan tamamen reddetmesi, yönlendirme ihtimalini düşündürebilir.
Böyle durumlarda sosyal inceleme raporu, pedagog değerlendirmesi ve anne-baba tutumlarının incelenmesi çok önemlidir.
Ebeveyn Yabancılaştırması Nedir?
Ebeveyn yabancılaştırması, çocuğun bir ebeveyn tarafından diğer ebeveyne karşı olumsuz yönlendirilmesi ve zamanla diğer ebeveynle bağının zayıflatılmasıdır.
Bu durum özellikle yüksek çatışmalı boşanma davalarında görülebilir. Velayet sahibi veya çocukla daha fazla vakit geçiren ebeveyn, çocuğa diğer ebeveyni kötüleyebilir, onunla görüşmesini engelleyebilir veya çocuğun zihninde korku ve öfke oluşturabilir.
Ebeveyn yabancılaştırması çocuğun psikolojik gelişimine zarar verebilir. Çünkü çocuk, anne ve babasından birini sevmekle diğerine ihanet etmiş gibi hissetmeye başlayabilir.
Mahkeme, bu tür iddialarda çocuğun beyanını tek başına değil; uzman raporu, kişisel ilişki süreci, teslim edilmeme tutanakları, mesajlar, tanık anlatımları ve çocuğun davranışlarıyla birlikte değerlendirir.
Sosyal İnceleme Raporu Nedir?
Sosyal inceleme raporu, aile mahkemesi uzmanları tarafından hazırlanan ve çocuğun yaşam koşullarını, anne-babayla ilişkisini, bakım ortamını, psikolojik durumunu ve üstün yararını değerlendiren rapordur.
Bu rapor özellikle velayet, velayetin değiştirilmesi, kişisel ilişki, çocuk teslimi sorunları ve çocuğun psikolojik olarak zarar gördüğü iddialarında önemlidir.
Uzman, anneyle, babayla ve çocukla görüşebilir. Gerekirse tarafların yaşam alanlarını değerlendirebilir, çocuğun okul ve sosyal çevresini inceleyebilir, tarafların ebeveynlik becerilerini gözlemleyebilir.
Sosyal inceleme raporu mahkeme için önemli bir delildir. Ancak hâkim raporla mutlak şekilde bağlı değildir. Hâkim, raporu dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Çocuk Kaç Kez Dinlenir?
Çocuğun gereksiz yere tekrar tekrar dinlenmesi doğru değildir.
Çocuğun aynı olayı defalarca anlatmaya zorlanması, özellikle şiddet, istismar, ağır aile içi çatışma veya korku durumlarında çocuğu psikolojik olarak yıpratabilir.
Eğer çocuğun görüşü uzman tarafından sağlıklı şekilde alınmışsa ve rapor yeterliyse, çocuğun ayrıca tekrar mahkeme huzurunda dinlenmesi her zaman gerekli olmayabilir.
Ancak rapor yetersizse, çocuğun görüşü alınmamışsa, çocuğun koşulları değişmişse veya önceki beyanın baskı altında verildiğine dair ciddi şüphe varsa mahkeme yeniden değerlendirme yapabilir.
Burada temel ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır.
Çocuk Anne ve Babanın Yanında Dinlenir mi?
Çocuğun anne ve babanın yanında dinlenmesi çoğu zaman uygun değildir.
Anne veya babanın bulunduğu ortamda çocuk kendisini baskı altında hissedebilir. Bir ebeveyni üzmekten, diğerinin kızmasından veya sonrasında tepki görmekten korkabilir.
Bu nedenle çocuğun görüşünün mümkün olduğunca tarafların doğrudan baskısından uzak, güvenli ve sakin bir ortamda alınması gerekir.
Uzman eşliğinde görüşme yapılması, çocuğun daha rahat ifade vermesini sağlayabilir.
Mahkeme, çocuğun psikolojik güvenliğini gözeterek anne ve babanın görüşme sırasında bulunmamasına karar verebilir.
Çocuk Mahkemede Ne Anlatır?
Çocuk mahkemede veya uzman görüşmesinde genellikle günlük yaşamı, anne ve babayla ilişkisi, okul düzeni, kendisini nerede güvende hissettiği, hangi ebeveynle nasıl vakit geçirdiği ve kişisel ilişki sürecine dair görüşlerini anlatabilir.
Ancak çocuğa ağır hukuki sorumluluk yüklenmemelidir. Çocuk, boşanmanın nedenini ispatlamakla yükümlü değildir. Anne veya babanın kusurunu ispatlamak için kullanılmamalıdır.
Çocuk şiddet, ihmal, korku, baskı veya kötü muamele yaşadığını söylüyorsa bu beyan dikkatle ele alınır. Gerekirse çocuk koruma mekanizmaları, uzman değerlendirmesi, sağlık raporu veya ceza soruşturması gündeme gelebilir.
Çocuk Şiddet veya İstismar İddiası Anlatırsa Ne Olur?
Çocuk dinlenirken şiddet, ihmal, istismar, korku, tehdit veya kötü muamele iddiası ortaya çıkarsa mahkeme bu durumu ciddiyetle değerlendirmelidir.
Bu durumda yalnızca velayet değil, çocuğun korunması da gündeme gelir. Mahkeme gerekirse kişisel ilişkiyi sınırlandırabilir, uzman eşliğinde görüşme kararı verebilir, geçici tedbir alabilir veya ilgili kurumlara bildirimde bulunabilir.
Şiddet veya istismar iddialarında çocuk tekrar tekrar konuşturulmamalı, uzman desteği sağlanmalı ve çocuğun psikolojik güvenliği korunmalıdır.
Gereken hallerde 6284 sayılı Kanun, Çocuk Koruma Kanunu, ceza soruşturması ve sosyal hizmet müdahaleleri birlikte değerlendirilebilir.
Çocuğun Mahkemede Dinlenmesi Velayeti Nasıl Etkiler?
Çocuğun görüşü velayet kararında önemli bir unsurdur. Ancak velayet yalnızca çocuğun beyanına göre belirlenmez.
Mahkeme, çocuğun görüşüyle birlikte şu unsurları değerlendirir:
Çocuğun yaşı
Çocuğun eğitim durumu
Çocuğun sağlık durumu
Anne ve babayla duygusal bağı
Günlük bakım düzeni
Çocuğun alıştığı sosyal çevre
Kardeşlerle ilişkisi
Anne ve babanın bakım imkânları
Anne ve babanın psikolojik ve sosyal durumu
Şiddet, ihmal veya istismar iddiaları
Sosyal inceleme raporu
Çocuğun üstün yararı
Bu nedenle çocuk bir ebeveyni tercih etse bile mahkeme, bu tercihin çocuğun yararına uygun olup olmadığını ayrıca değerlendirir.
Çocuğun Mahkemede Dinlenmesi Kişisel İlişkiyi Nasıl Etkiler?
Çocuğun beyanı, çocukla kişisel ilişki düzenlemesinde de önemlidir.
Çocuk diğer ebeveynle görüşmek istemediğini söylüyorsa bunun nedeni araştırılmalıdır. Çocuk gerçekten korkuyor mu, şiddet mi gördü, ihmal mi edildi, yoksa bir ebeveyn tarafından yönlendiriliyor mu?
Eğer çocuğun görüşmeme isteği ciddi bir korku, travma veya güvenlik riskine dayanıyorsa kişisel ilişkinin sınırlandırılması, uzman eşliğinde yapılması veya geçici olarak durdurulması gündeme gelebilir.
Ancak çocuk yalnızca velayet sahibi ebeveynin yönlendirmesiyle diğer ebeveyni reddediyorsa, bu durum ayrıca değerlendirilir. Çünkü çocuğun her iki ebeveynle sağlıklı ilişki kurması da çocuğun üstün yararının bir parçasıdır.
Çocuk Dinlenmeden Velayet Kararı Verilirse Ne Olur?
İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınmadan velayet veya kişisel ilişki konusunda karar verilmesi, eksik inceleme olarak değerlendirilebilir.
Özellikle çocuk kendisini ifade edebilecek yaştaysa ve karar doğrudan onun hayatını etkiliyorsa, çocuğun görüşünün alınması gerekir.
Çocuğun görüşü alınmadan verilen kararlar, istinaf veya temyiz aşamasında tartışma konusu olabilir. Yargı kararlarında idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmaması eksik inceleme sebebi olarak değerlendirilebilmektedir.
Ancak her dosyada çocuğun mutlaka hâkim karşısına çıkarılması gerekmez. Çocuğun görüşünün uzman aracılığıyla alınması da yeterli olabilir.
Çocuğun Görüşü Dilekçede Nasıl Talep Edilir?
Velayet veya kişisel ilişki davasında çocuğun görüşünün alınması isteniyorsa bu talep açık şekilde dilekçede yazılmalıdır.
Örneğin:
“Müşterek çocuk idrak çağında olduğundan, velayet konusundaki görüşünün uzman pedagog/psikolog eşliğinde alınmasını talep ederiz.”
şeklinde bir talep kurulabilir.
Eğer çocuk baskı altında ise, diğer ebeveyn tarafından yönlendiriliyorsa veya anne-baba yanında rahat konuşamayacaksa bu durum dilekçede özellikle belirtilmelidir.
Ayrıca sosyal inceleme raporu alınması, çocuğun okul ve sağlık kayıtlarının celbi, rehberlik servisiyle görüşme yapılması ve tarafların yaşam koşullarının incelenmesi de talep edilebilir.
Çocuk Dinlenirken Avukatlar Bulunur mu?
Çocuğun görüşünün nasıl alınacağı mahkemenin takdirindedir. Çocuk doğrudan hâkim tarafından dinlenebilir veya uzmanla görüşebilir.
Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa, görüşme taraflardan ve avukatlardan ayrı şekilde yapılabilir. Çünkü çocuğun serbestçe konuşabilmesi için baskıdan uzak bir ortam gerekir.
Avukatların temel rolü, çocuğun doğrudan sorgulanması değil; çocuğun görüşünün uygun yöntemle alınmasını talep etmek, rapora itiraz etmek, eksik incelemeyi göstermek ve çocuğun üstün yararını hukuki çerçevede savunmaktır.
Uzman Raporuna İtiraz Edilebilir mi?
Evet. Sosyal inceleme raporu veya uzman raporu hatalı, eksik, çelişkili veya yetersizse taraflar rapora itiraz edebilir.
Örneğin uzman yalnızca taraflardan biriyle görüşmüşse, çocuğun yaşam alanlarını incelememişse, çocuğun beyanını yüzeysel almışsa, raporda somut gözlem yoksa veya sonuç kısmı gerekçesizse rapora itiraz edilebilir.
Mahkemeden ek rapor alınması, yeni uzman incelemesi yapılması veya rapordaki çelişkilerin giderilmesi istenebilir.
Ancak rapora itiraz ederken yalnızca “raporu kabul etmiyoruz” demek yeterli değildir. Hangi bölümün neden hatalı olduğu, hangi incelemenin eksik kaldığı ve çocuğun üstün yararı bakımından hangi hususların değerlendirilmediği açıkça belirtilmelidir.
Çocuğun Okul ve Sağlık Kayıtları Dinleme Sürecinde Önemli midir?
Evet. Çocuğun görüşü tek başına değerlendirilmez. Okul ve sağlık kayıtları da önemli olabilir.
Örneğin çocuğun devamsızlıkları, başarı durumu, rehberlik servisi kayıtları, davranış problemleri, psikolojik destek alıp almadığı, sağlık kontrolleri ve özel ihtiyaçları velayet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Çocuk bir ebeveyn yanında okul düzenini kaybetmişse, sağlık kontrolleri ihmal edilmişse veya psikolojik olarak zarar görmüşse bu durum delillerle ortaya konulmalıdır.
Bu nedenle çocukla ilgili davalarda yalnızca çocuğun beyanına değil, çocuğun hayatındaki somut verilere de bakılır.
Çocuğun Dinlenmesi İçin Örnek Talep Cümleleri
Dava veya cevap dilekçesinde şu tarz talepler kullanılabilir:
“Müşterek çocuk idrak çağında olduğundan, velayet ve kişisel ilişki konusundaki görüşünün uzman pedagog/psikolog eşliğinde alınmasını talep ederiz.”
“Çocuğun anne ve baba yanında baskı altında kalma ihtimali bulunduğundan, görüşünün tarafların yokluğunda ve uzman eşliğinde alınmasını talep ederiz.”
“Çocuğun üstün yararının belirlenebilmesi için sosyal inceleme raporu alınmasını, tarafların yaşam koşullarının incelenmesini ve çocuğun okul kayıtlarının celbini talep ederiz.”
“Müşterek çocuğun diğer ebeveyne karşı yönlendirildiği yönünde ciddi emareler bulunduğundan, bu hususun uzman incelemesiyle değerlendirilmesini talep ederiz.”
“Çocuğun kişisel ilişki kurmak istemediğine ilişkin beyanının gerçek sebebinin araştırılması, korku, baskı, yönlendirme veya güvenlik riski bulunup bulunmadığının uzman tarafından değerlendirilmesi talep olunur.”
Bu talepler somut olaya göre uyarlanmalıdır.
Çocuğun Dinlenmesinde En Sık Yapılan Hatalar
Çocuğun mahkemede dinlenmesi sürecinde sık yapılan hatalar şunlardır:
Çocuğu anne-baba arasında seçim yapmaya zorlamak
Çocuğa “anneni mi babanı mı istiyorsun?” diye baskı kurmak
Çocuğu tanık gibi kullanmak
Çocuğa dava dilekçelerini okutmak
Çocuğu mahkemeye hazırlanması gereken bir taraf gibi görmek
Çocuğa ne söylemesi gerektiğini öğretmek
Diğer ebeveyni kötüleyerek çocuğun beyanını etkilemek
Çocuğu duruşma günü adliyeye götürüp korkutmak
Uzman raporunu okumadan kabul etmek
Eksik rapora somut itiraz yapmamak
Çocuğun beyanını tek başına yeterli sanmak
Çocuğun yaşını tek kriter olarak görmek
Çocuğun görüşünün çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını değerlendirmemek
Bu hatalar, hem hukuki sürece hem de çocuğun psikolojisine zarar verebilir.
Anne ve Babalar Bu Süreçte Nasıl Davranmalıdır?
Anne ve baba, çocuğu dava sürecinin tarafı haline getirmemelidir.
Çocuğa “mahkemede böyle söyle”, “beni seç”, “babanı istemediğini söyle”, “annen seni alırsa seni bir daha göremezsin” gibi cümleler kurmak çocuğa zarar verir.
Çocuk, anne ve babasının boşanma çatışmasını taşımak zorunda bırakılmamalıdır.
Anne ve babanın yapması gereken, çocuğun güvenliğini, okul düzenini, duygusal ihtiyaçlarını ve sağlıklı gelişimini korumaktır.
Çocukla konuşulacaksa sakin, güven verici ve baskısız bir dil kullanılmalıdır. Çocuğa kararın yetişkinler ve mahkeme tarafından verileceği, onun suçlu olmadığı ve her iki ebeveynle ilişkisini sürdürebileceği uygun şekilde anlatılmalıdır.
Dava Dilekçesinde Çocuğun Üstün Yararı Nasıl Anlatılmalıdır?
Çocuğun üstün yararı soyut bir kavram olarak bırakılmamalıdır. Dilekçede somutlaştırılmalıdır.
Örneğin şu hususlar anlatılabilir:
Çocuğun okul düzeni
Çocuğun sağlık ihtiyaçları
Çocuğun günlük bakımını kimin üstlendiği
Çocuğun hangi ebeveynle daha güvenli bağ kurduğu
Çocuğun kardeşleriyle ilişkisi
Çocuğun sosyal çevresi
Çocuğun diğer ebeveynle görüşmesinin desteklenip desteklenmediği
Şiddet, ihmal veya baskı iddiaları
Çocuğun psikolojik durumu
Çocuğun görüşünün baskı altında olup olmadığı
Bu şekilde dilekçe yalnızca anne veya babanın isteğine değil, çocuğun gerçek ihtiyacına odaklanmış olur.
Sonuç
Çocuğun mahkemede dinlenmesi, aile hukuku davalarında son derece hassas bir süreçtir. Bu işlem, çocuğun anne veya babadan birini seçmesi için değil, çocuğun kendisini ilgilendiren konuda görüşünü serbestçe ifade edebilmesi için yapılır.
Çocuk, boşanma veya velayet davasının tarafı haline getirilmemelidir. Çocuğun beyanı alınırken yaşı, olgunluğu, psikolojik durumu, baskı altında olup olmadığı ve üstün yararı dikkate alınmalıdır.
İdrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması özellikle velayet ve kişisel ilişki davalarında önemlidir. Ancak çocuğun görüşü tek başına mahkemeyi bağlamaz. Hâkim; çocuğun beyanını sosyal inceleme raporu, uzman görüşü, okul kayıtları, sağlık kayıtları, tanık beyanları, anne-baba tutumları ve diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Çocuğun gereksiz yere tekrar tekrar dinlenmesi, anne-baba arasında seçim yapmaya zorlanması veya dava stratejisinin aracı haline getirilmesi çocuğun üstün yararıyla bağdaşmaz.
Bu nedenle çocukla ilgili aile hukuku davalarında temel yaklaşım; çocuğu korumak, görüşünü sağlıklı şekilde almak ve nihai kararı çocuğun üstün yararına göre vermek olmalıdır.
