ilamsız icra takibine itiraz
İlamsız İcra Takibine İtiraz Nasıl Yapılır?
İlamsız icra takibi, alacaklının elinde mahkeme kararı olmadan icra dairesi aracılığıyla borçlu hakkında takip başlatmasıdır. Bu takip yolunda icra müdürlüğü, alacaklının takip talebi üzerine borçluya ödeme emri gönderir. Takip talebinde alacaklı ve borçlu bilgileri, alacak miktarı, alacağın sebebi ve takip yolu gibi hususlar yer alır. Bu hususlar İcra ve İflas Kanunu’nun 58. maddesinde düzenlenmiştir.
Borçluya gönderilen ödeme emri ise takip sürecinin en önemli aşamalarından biridir. Çünkü ödeme emriyle birlikte borçluya, borcu ödemesi veya süresi içinde itiraz etmesi gerektiği bildirilir. Ödeme emrinin içeriği ve borçluya yapılacak bildirimler İcra ve İflas Kanunu’nun 60. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu nedenle ödeme emri alan kişinin belgeyi dikkatle incelemesi, tebliğ tarihini kontrol etmesi ve borca itiraz edip etmeyeceğine kısa süre içinde karar vermesi gerekir.
İlamsız İcra Takibi Nedir?
İlamsız icra takibinde alacaklı, alacağını tahsil etmek amacıyla icra dairesine başvurur. Bu takip yolunda alacaklının elinde mutlaka mahkeme kararı bulunması gerekmez. Alacaklı, takip talebinde alacağını ve borçlusunu bildirir; icra dairesi de borçluya ödeme emri gönderir.
Ancak ödeme emrinin gönderilmiş olması, borcun kesin olarak mevcut olduğu anlamına gelmez. Borçlu, takip konusu borcu kabul etmiyorsa kanunda öngörülen süre içinde itiraz edebilir. Bu itiraz, ilamsız icra takibinde borçluya tanınan en önemli hukuki imkânlardan biridir.
Ödeme Emri Geldiğinde Ne Yapılmalı?
Ödeme emri tebliğ edildiğinde öncelikle tebliğ tarihi kontrol edilmelidir. Çünkü ilamsız icra takibinde itiraz süresi, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesiyle başlar.
Borçlu bu aşamada şu hususları değerlendirmelidir:
- Takip konusu borç gerçekten mevcut mu?
- Borç daha önce ödendi mi?
- Talep edilen miktar doğru mu?
- Faiz hesabı doğru yapılmış mı?
- Alacak zamanaşımına uğramış olabilir mi?
- Takip doğru icra dairesinde mi başlatılmış?
- Takip bir senede dayanıyorsa senetteki imza borçluya ait mi?
- Alacaklı olarak görünen kişi gerçekten alacaklı mı?
Bu değerlendirme yapılmadan ödeme emrine sessiz kalmak, takibin kesinleşmesine ve haciz aşamasına geçilmesine neden olabilir.
Ödeme Emrine İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edebilir. Bu süre İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesinde düzenlenmiştir.
İtiraz süresi kısa olduğu için ödeme emri alan kişinin vakit kaybetmeden hareket etmesi gerekir. Süresinde itiraz edilmezse takip kesinleşebilir. Takibin kesinleşmesi halinde alacaklı, borçlunun malvarlığına yönelik haciz işlemleri yapılmasını isteyebilir.
Bu nedenle ödeme emrinin hangi tarihte tebliğ edildiği, dosyanın hangi takip türüne ilişkin olduğu ve itiraz süresinin ne zaman sona ereceği dikkatle belirlenmelidir.
İtiraz Nereye ve Nasıl Yapılır?
Ödeme emrine itiraz, icra dairesine yapılır. İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesine göre borçlu, itirazını dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirebilir. Sözlü itiraz halinde beyanın tutanağa geçirilmesi gerekir.
Uygulamada en güvenli yöntem, açık ve anlaşılır bir itiraz dilekçesi hazırlanarak icra dairesine sunulmasıdır. Dilekçede icra dairesi, dosya numarası, borçlu bilgileri ve hangi hususlara itiraz edildiği net şekilde yazılmalıdır.
İtiraz dilekçesinde yalnızca borca değil; gerekiyorsa faize, ferilere, yetkiye ve imzaya da ayrıca itiraz edilmelidir.
Borca İtiraz Nedir?
Borca itiraz, borçlunun takip konusu borcu kabul etmediğini bildirmesidir. Borçlu; borcun hiç doğmadığını, ödendiğini, eksik veya fazla hesaplandığını, zamanaşımına uğradığını ya da başka bir nedenle talep edilemeyeceğini ileri sürebilir.
Örneğin borçlu, takip konusu borcun daha önce ödendiğini düşünüyorsa ödeme belgeleriyle birlikte borca itiraz edebilir. Alacak miktarının yanlış hesaplandığını düşünüyorsa yalnızca fazla talep edilen kısma da itiraz edebilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 63. maddesi uyarınca borçlu, itiraz sebepleri bakımından belirli ölçüde icra dairesine bildirdiği sebeplerle bağlı olabilir. Bu nedenle itiraz dilekçesinin gelişigüzel değil, somut dosyaya uygun şekilde hazırlanması önemlidir.
İmzaya İtiraz Nedir?
Takip bir adi senede dayanıyorsa ve borçlu senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını düşünüyorsa, imzaya açıkça itiraz etmelidir.
Bu nokta özellikle önemlidir. Çünkü yalnızca “borca itiraz ediyorum” demek, her durumda imzaya itiraz edildiği anlamına gelmeyebilir. Senetteki imza kabul edilmiyorsa dilekçede açıkça:
“Takibe dayanak senet altındaki imza tarafıma ait değildir. İmzaya açıkça itiraz ediyorum.”
şeklinde bir ifade kullanılmalıdır.
İmzaya itirazın açık yapılmaması, borçlu aleyhine sonuç doğurabilir. Bu nedenle senede dayalı takiplerde borca itiraz ile imzaya itiraz birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Yetkiye İtiraz Nedir?
Borçlu, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını düşünüyorsa yetkiye de itiraz edebilir. Para ve teminat borçlarına ilişkin takiplerde yetki konusu İcra ve İflas Kanunu’nun 50. maddesiyle bağlantılıdır. Bu madde, icra dairelerinin yetkisi konusunda genel olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki yetki hükümlerine atıf yapar.
Yetki itirazında yalnızca “yetkiye itiraz ediyorum” demek her zaman yeterli olmayabilir. Borçlu, hangi icra dairesinin yetkili olduğunu da göstermelidir.
Örneğin borçlunun yerleşim yeri Sakarya ise ve takip başka bir şehirde başlatılmışsa, somut olayın özelliklerine göre Sakarya icra dairelerinin yetkili olduğu ileri sürülebilir.
Yetki itirazı teknik sonuçlar doğurabileceğinden, itiraz dilekçesinde açık ve dikkatli şekilde yazılmalıdır.
Kısmi İtiraz Mümkün müdür?
Borçlu, borcun tamamına değil yalnızca bir kısmına da itiraz edebilir. Ancak kısmi itirazda hangi miktara itiraz edildiği açıkça gösterilmelidir.
Örneğin 100.000 TL’lik bir takipte borçlu yalnızca 60.000 TL’lik kısmı kabul etmiyor, 40.000 TL’lik kısmı kabul ediyorsa bu ayrımı dilekçesinde net şekilde belirtmelidir.
Aksi halde itirazın hangi miktarı kapsadığı konusunda tereddüt oluşabilir. Bu da takip sürecinde borçlu aleyhine sonuçlar doğurabilir.
İtiraz Edilirse Takip Durur mu?
Borçlu süresi içinde geçerli şekilde itiraz ederse takip durur. Bu sonuç İcra ve İflas Kanunu’nun 66. maddesinde düzenlenmiştir.
Takibin durması, alacaklının artık doğrudan haciz isteyememesi anlamına gelir. Ancak bu durum borcun kesin olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez. Alacaklı, itirazı bertaraf etmek için kanunda öngörülen yollara başvurabilir.
Bu aşamada alacaklının başvurabileceği yol, alacağın dayanağına göre değişir.
Alacaklı İtirazdan Sonra Ne Yapabilir?
Borçlunun itirazı üzerine takip durursa alacaklı, alacağının varlığını ispatlamak için hukuki yollara başvurabilir.
Alacaklı genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Bu yol İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenmiştir. İtirazın iptali davasında mahkeme, borcun gerçekten mevcut olup olmadığını değerlendirir. Davanın kabulü halinde takibe devam edilmesi mümkün olabilir.
Bazı durumlarda alacaklı, icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna da başvurabilir. İtirazın kaldırılması, İcra ve İflas Kanunu’nun 68 ve 68/a maddelerinde düzenlenmiştir. Bu yol özellikle alacağın kanunda belirtilen nitelikteki belgelere dayanması halinde gündeme gelir.
Bu nedenle borçlu açısından itiraz dilekçesinin doğru hazırlanması kadar, alacaklı açısından da itirazdan sonra doğru hukuki yolun seçilmesi önemlidir.
İtiraz Etmek Borcu Tamamen Ortadan Kaldırır mı?
Ödeme emrine itiraz etmek, borcun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. İtiraz yalnızca ilamsız icra takibini o aşamada durdurur.
Alacaklı, borcun mevcut olduğunu düşünüyorsa itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması yoluyla takibe devam etmeye çalışabilir. Borçlu ise gerçekten borçlu olmadığını düşünüyorsa, somut olayın şartlarına göre menfi tespit davası açabilir.
Menfi tespit davası İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu dava ile borçlu, takip konusu borçtan sorumlu olmadığının tespitini mahkemeden isteyebilir.
Süresinde İtiraz Edilmezse Ne Olur?
Borçlu 7 günlük süre içinde ödeme emrine itiraz etmezse takip kesinleşebilir. Takibin kesinleşmesiyle birlikte alacaklı, haciz işlemlerinin yapılmasını isteyebilir.
Bu aşamadan sonra borçlunun başvurabileceği yollar daha sınırlı hale gelir. Örneğin usulsüz tebligat, borcun daha önce ödenmiş olması, zamanaşımı, menfi tespit davası veya istirdat davası gibi ihtimaller gündeme gelebilir. Ancak bu yollar her dosyada aynı sonucu doğurmaz.
Bu nedenle ödeme emri alındığında, süre kaçırılmadan dosyanın incelenmesi gerekir.
Sonuç
İlamsız icra takibine itiraz, kısa süreye bağlı ve önemli hukuki sonuçları olan bir işlemdir. Borçlu; borca, imzaya, yetkiye, faize veya borcun yalnızca bir kısmına itiraz etmek istiyorsa bunu ödeme emrinin tebliğinden itibaren kanuni süresi içinde icra dairesine bildirmelidir.
Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Ancak itiraz, borcu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Alacaklı, itirazın iptali veya itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir; borçlu ise şartları varsa menfi tespit davası açabilir.
Bu nedenle her icra dosyası; takip türü, tebliğ tarihi, alacağın dayanağı, borç miktarı, faiz hesabı, imza durumu ve yetki bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
